Kategori: Blog

  • Avukatı Baroya Şikayet Dilekçesi ve Disiplin Süreci

    Avukatı Baroya Şikayet Dilekçesi ve Disiplin Süreci

    Avukatlık mesleği, adaletin tecellisi adına yürütülen ve yüksek ahlaki değerlerle çerçevelenmiş onurlu bir kamu hizmetidir. Ancak her meslek grubunda olduğu gibi, avukatlık faaliyetleri sırasında da bazen Avukatlık Kanunu ve Meslek Kuralları ile bağdaşmayan, müvekkilin haklarını zedeleyen veya meslek onuruna aykırı durumlar ortaya çıkabilmektedir. Dosyanın takipsiz bırakılması, müvekkilden alınan paranın iade edilmemesi, sır saklama yükümlülüğünün ihlali veya hukuki sürecin kasıtlı olarak uzatılması gibi hallerde, ilgili baronun disiplin kuruluna sunulacak şikayet dilekçesi, hukuki denetim mekanizmasının işletilmesi bakımından zorunludur. Baro başkanlıkları, bu şikayetleri meslek etiği ve kanuni sorumluluklar ışığında inceleyerek yargının kurucu unsuru olan savunma makamının güvenilirliğini korumayı amaçlar.

    Şikayet sürecinin hukuki bir sonuç doğurabilmesi için, iddiaların somut vakıalara dayandırılması ve varsa tanık, mesajlaşma kaydı veya ödeme makbuzu gibi delillerle desteklenmesi büyük önem taşır. Soyut ve genel ifadelerle hazırlanan başvurular, disiplin soruşturmasının açılmamasına veya takipsizlikle sonuçlanmasına neden olabilir. Dilekçede; avukatın hangi yükümlülüğüne aykırı davrandığı, bu durumun hangi maddi veya manevi zarara yol açtığı ve meslek kurallarının hangi maddesinin ihlal edildiği net bir dille ifade edilmelidir. Unutulmamalıdır ki, bu başvuru bir tazminat davası değil, mesleki sorumluluğun denetlenmesi sürecidir. Aşağıda, hakkınızı aramanız ve mesleki kusurların tespiti amacıyla hazırlanan, teknik kriterlere uygun avukatı baroya şikayet dilekçesi örneği yer almaktadır.

    Avukatı Baroya Şikayet Dilekçesi Örneği

     

    …….. BAROSU BAŞKANLIĞI’NA,

     

    ŞİKAYET EDEN            :

    ŞİKAYET EDİLEN

    AVUKAT                         :

    BARO SİCİL NO            :

    ŞİKAYET KONUSU      :….. isimli ve ….sicil Nolu avukatın meslek kurallarına aykırı

    hareketi sebebiyle şikayetimizdir.

     

    ŞİKAYET NEDENLERİ:

    1-) …. Barosu’na …. sicil No’su ile bağlı olarak avukatlık mesleğini icra etmekte olan avukat….……’ya tarafımca boşanma davamı takip etmek üzere …./…/…. tarihinde vekalet verilmiştir. (EK-1)

    2-) Vekalet görevini üstlenmiş olduğu …. Aile Mahkemesinin …. sayılı boşanma davasında vekalet ücretini peşinen almış olmasına rağmen davamı gereği gibi takip etmediği gibi, dava sonuçlanmış olmasına rağmen dosyanın ayrıca temyize Yargıtay’a göndereceğini söyleyerek ek olarak ….. TL. daha almış ve haksız menfaat temin etmiş bulunmaktadır. (EK-2)

    3-) Bunun üzerine kendisini …… Noterliğinin ….yevmiye numaralı azilnamesiyle vekilliğimden azletmiş bulunmaktayım. (EK-3)

    4-) Açıklamaya çalıştığım nedenlerle; ilgili avukat hakkında gerekli tahkikatın yapılması amacıyla Sayın Başkanlığınıza şikayet etme zarureti tarafımızca hasıl olmuştur.

     

    SONUÇ VE İSTEM                    : Yukarıda açıklamış olduğumuz nedenlerle; şikayet olunan hakkında gerekli tahkikatın yapılmasını saygıyla talep ederim. …/…/…

     

    Şikayet Eden

                                                                                                           ……………..

    EKLER:

    1-) …/…/… tarihli vekaletname örneği

    2-) Ödeme makbuzları,

    3-) …/…/… tarihli azilname

     

  • Tebliğ Edilmeden Kesinleşen Trafik Cezası İtirazı

    Tebliğ Edilmeden Kesinleşen Trafik Cezası İtirazı

    Trafik denetimlerinde düzenlenen idari para cezalarının hukuken geçerlilik kazanması ve ödeme sürecinin başlaması için, ilgili ceza tutanağının usulüne uygun şekilde muhatabına tebliğ edilmesi anayasal bir zorunluluktur. Ancak uygulamada, adres kayıt sistemindeki hatalar veya tebligat usulsüzlükleri nedeniyle, araç sahiplerinin haberi dahi olmadan cezaların kesinleştiği ve e-devlet üzerinden ya da vergi dairesi hacizleriyle öğrenildiği durumlarla sıkça karşılaşılmaktadır. Tebliğ edilmeden kesinleşen trafik cezası itiraz dilekçesi, bu noktada devreye girerek; savunma hakkı kısıtlanan vatandaşın cezadan haberdar olduğu “öğrenme tarihini” esas alıp, usulsüz kesinleşmiş işlemi yargı denetimine taşıyan temel hukuki araçtır.

    Hukuk devleti ilkesi gereği, usulüne uygun tebliğ edilmeyen bir idari işlem üzerinden gecikme zammı uygulanması veya icra takibi başlatılması hukuka aykırıdır. İtiraz sürecinde, ceza tutanağının neden tebliğ edilemediği veya tebliğ edilmiş gibi gösterilen işlemlerin hangi mevzuat hükümlerine aykırı olduğu somut verilerle ortaya konulmalıdır. Özellikle Tebligat Kanunu’nun 21. ve 35. maddelerindeki şartlar oluşmadan yapılan “muhtara bırakma” veya “ilinen adrese tebliğ” gibi işlemler, cezayı hukuken sakat hale getirir. Mahkemeye sunulacak dilekçede, öğrenme tarihinden itibaren yasal süresi içinde itiraz edildiği vurgulanmalı ve cezanın esasına dair savunmalar da eklenerek iptal talep edilmelidir. Aşağıda, hak kaybı yaşamamanız ve usulsüz borç yükünden kurtulmanız amacıyla hazırlanan, profesyonel tebliğ edilmeden kesinleşen trafik cezası itiraz dilekçesi örneği yer almaktadır.

    Tebliğ Edilmeden Kesinleşen Trafik Cezası İtiraz Dilekçesi Örneği

     

    NÖBETÇİ (…) SULH CEZA HAKİMLİĞİ’NE,

     

     

    İTİRAZ EDEN                                    :

     TC KİMLİK NUMARASI               :

    ADRES                                                  :

    VEKİLİ                                                 :

     ADRES                                                :

     İTİRAZA KONU TUTANAĞIN

    DÜZENLEME TARİHİ                   :

     TUTANAĞIN

    TEBELLÜĞ TARİHİ                       :

     KONU                                                 : …..Trafik Denetleme Şube’nin …/…/… Tarihli  ve ………… Seri Numaralı Trafik Ceza

    Tutanağında Yazılı Para Cezasının İptali İstemimizi İçerir Dilekçemizden İbarettir.

    A Ç I K L A M A L A R                            

    1-) Müvekkilimize ait ………… tescil plakalı motosikletiyle ilgili olarak 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu`nun 51. maddesine istinaden “Hız sınırlarına uymama suçu”nu işlendiği gerekçesiyle gıyabında kesilen toplam ………… -TL bedelli trafik cezası tutanağı düzenlenmiştir.

    2-) Müvekkilimiz Gelir İdaresi Başkanlığına ait internet sitesi üzerinden … yılı Motorlu Taşıtlar Vergisine ilişkin sorgulama yaparken bu trafik cezasından haberi olmuş; tarafına herhangi bir tebliğ yapılmadığından suçun içeriği ile ilgili bir bilgisi de bulunmamaktadır.

    3-) Trafik İdari Para Cezası Karar Tutanaklarının Düzenlenmesinde, Tahsilinde ve Takibinde Uygulanacak Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 10. maddesi uyarınca “Trafik idari para cezası karar tutanaklarının tebliği,  5326 sayılı Kabahatler Kanununun 20nci maddesinde yer alan soruşturma zamanaşımı süreleri içerisinde yapılır.”

    Ancak yasal süre içerisinde müvekkilimize söz konusu cezaya ilişkin olarak herhangi bir tebligatta bulunulmamıştır.

    4-) Yukarıda açıklanan nedenlerle mevzuata aykırı olarak, tebliğ edilmesi gerektiği halde tebliğ edilmeden kesinleştirilen itiraza konu trafik tutanağında yazılı para cezasının iptaline karar verilmesi için mahkemenize başvurma zorunluluğumuz hasıl olmuştur.

     

    HUKUKİ NEDENLER                : 2918 S. K. m. 51, 116; Trafik İdari Para Cezası Karar Tutanaklarının Düzenlenmesinde, Tahsilinde ve                                                                           Takibinde Uygulanacak Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik m. 10

     

    SONUÇ VE İSTEM                     : Yukarıda arz ve izah etmeye çalıştığım nedenlerle itirazımızın kabulü ile mevzuata aykırı olarak düzenlenen ….-TL para cezasının iptaline karar verilmesini mahkemenizden saygıyla bilvekale talep  ederiz.  …/…/…

     

    İtiraz Eden Vekili

     Av.

     

  • Kayyımlığın Kaldırılması İstemi Dilekçesi Örneği

    Kayyımlığın Kaldırılması İstemi Dilekçesi Örneği

    Türk Medeni Kanunu çerçevesinde düzenlenen kayyımlık, belirli bir işin görülmesi veya malvarlığının yönetilmesi amacıyla mahkemece atanan geçici bir temsil makamıdır. Vasiliğin aksine genellikle sınırlı bir görev tanımına sahip olan kayyımlık, atama amacının gerçekleşmesi, görev süresinin dolması veya kayyım atanmasını gerektiren sebeplerin ortadan kalkmasıyla hukuki geçerliliğini yitirir. Kayyımlığın kaldırılması istemi dilekçesi, bu noktada devreye girerek, kişinin kendi hakları üzerinde yeniden tam tasarruf yetkisine kavuşmasını veya malvarlığı üzerindeki idari kısıtlamaların sonlandırılmasını sağlayan temel usul işlemidir. Bu dilekçe, kısıtlılık veya temsil ihtiyacının kalmadığını resmi makamlara bildirerek mülkiyet ve tasarruf hürriyetini yeniden tesis etmeyi amaçlar.

    Kayyımlık kararının kaldırılabilmesi için, karara dayanak teşkil eden hukuki veya fiili engellerin kalktığının somut delillerle mahkemeye sunulması esastır. Örneğin, bir dava için atanan temsil kayyımlığında davanın kesinleşmesi, gaip bir kimse için atanan yönetim kayyımlığında ise kişinin ortaya çıkması gibi durumlar, kayyımlığın sona ermesi için haklı sebep teşkil eder. Mahkemeye sunulacak talepte, kayyım atanmasına neden olan koşulların güncel durumu analiz edilmeli ve temsil ihtiyacının neden sona erdiği yasal dayanaklarla açıklanmalıdır. Eksik veya gerekçesiz başvurular, kişinin hakları üzerindeki kısıtlamanın gereksiz yere uzamasına yol açabilir. Aşağıda, idari ve hukuki engellerin bertaraf edilmesi amacıyla hazırlanan, profesyonel kayyımlığın kaldırılması istemi dilekçe örneği yer almaktadır.

    Kayyımlığın Kaldırılması İstemi Dilekçesi Örneği

     

    ….. SULH HUKUK MAHKEMESİ HAKİMLİĞİ’NE

    DAVACI                             :                                                                           TC No:

    ADRES                              :

    VEKİLİ                             :

    ADRES                              :

    MADDİ İLGİLİ               :

    KONU                                : Kayyımlığın kaldırılması istemimizi içerir dilekçemizin sunulmasından ibarettir.

    A Ç I K L A M A L A R I M I Z

    1-) …. Sulh hukuk Mahkemesi’nin …/…/… T. …/… E. …/… K. sayılı dosyasında …. …. ‘nın nikahsız ilişki yaşadığı … …’dan …/…/…. tarihinde küçük … … dünyaya geldiği, buna dair olarak açılacak babalık davasında …. …. ile çocuğu küçük … …’ın menfaatlerinin çatışacağı gerekçesi ile küçük … …’a kayyım atanması istenmiş ve bu davanın neticesinde müvekkilimiz … …. kayyım olarak atanmış bulunmaktadır.

    2-) Sözü geçen babalık davası … Mahkemesi’nin …/…/… T. …/… E. …/… K. sayılı dosyasında …/…/… tarihinde açılmış,  işbu dava …/…/… tarihinde karara çıkmış ve …/…/… tarihinde de kesinleşmiştir.

    3-) 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 447. Maddesi;

    “Temsil kayyımlığı, kayyımın yapmakla görevlendirildiği işin bitirilmesiyle sona erer.

    Yönetim kayyımlığı, kayyımın atanmasını gerektiren sebebin ortadan kalkması veya kayyımın görevden alınmasıyla sona erer.Yasal danışmanlık, vesayetin kaldırılmasına ilişkin hükümler uyarınca vesayet makamının kararıyla sona erer.” hükümlerine haizdir.

    Bu hüküm çerçevesinde babalık davasının açılmış ve kesinleşmiş olması nedeniyle müvekkilimizin kayyımlık görevi gereği üstlendiği iş sona ermiştir.

    4-) Açıklanan nedenlerle …. Sulh hukuk Mahkemesi’nin …/…/… T. …/… E. …/… K. sayılı kararı ile kayyım olarak atanan müvekkilimizin kayyımlığının kaldırılmasını mahkemenizden isteme zorunluluğu işbu dilekçe ile hasıl olmuştur.

    HUKUKİ NEDENLER                : 6100 S. K. m. 1, 4, 5, 6; 4721 S. K. m. 403, 426,  428, 429, 430, 431, 477, 478.

    HUKUKİ DELİLLER                  : 1-) …. Sulh hukuk Mahkemesi’nin …/…/… T. …/…   …/… K.sayılı kararı

                                                                     2-)… Mahkemesi’nin …/…/… T. …/… E. …/… K. sayılı kararı

     

    SONUÇ VE İSTEM                          : Açıklanan nedenlerle …. Sulh hukuk Mahkemesi’nin …/…/… T. …/… E. …/… K. sayılı kararı ile kayyım olarak atanan müvekkilimizin kayyımlığının kaldırılmasını mahkemenizden saygıyla talep ederiz.  …/…/….

    EKLER                                                :

    Davacı Vekili

              Av.

     

  • Müddetnameye İtiraz Dilekçesi ve Hesaplama Rehberi

    Müddetnameye İtiraz Dilekçesi ve Hesaplama Rehberi

    Ceza infaz hukukunda müddetname, hükümlünün ceza infaz kurumunda geçireceği süreyi, koşullu salıverilme ve hak ederek tahliye tarihlerini gösteren en temel belgedir. İnfaz savcılığı tarafından düzenlenen bu belge, bazen karmaşık mahsup işlemleri, hatalı tekerrür uygulamaları veya yeni infaz düzenlemelerinin göz ardı edilmesi nedeniyle yanlış tarihler içerebilmektedir. Müddetnameye itiraz dilekçesi, hükümlünün hürriyetinden yoksun kaldığı sürenin yasal sınırlar içerisinde kalmasını sağlamak ve haksız yere fazladan infaz yapılmasını engellemek amacıyla İnfaz Hakimliğine sunulan hayati bir başvurudur. Bir günün dahi hürriyet bağlamında telafisi imkansız sonuçlar doğurduğu dikkate alındığında, bu itirazın teknik bir titizlikle yapılması elzemdir.

    İtiraz sürecinde özellikle gözaltında veya tutuklulukta geçen sürelerin ana cezadan düşülüp düşülmediği (mahsup), suçun niteliğine göre uygulanan infaz oranının doğruluğu ve denetimli serbestlikten yararlanma şartlarının oluşup oluşmadığı detaylıca analiz edilmelidir. Müddetnamede yer alan hatalar genellikle zincirleme suçlar, içtima kararları veya kanun değişikliklerinin infaz rejimine yansıtılmaması noktalarında toplanmaktadır. Dilekçede, hangi tarihler arasında nerede infazın gerçekleştiği ve yasal olarak hangi tarihte tahliye olunması gerektiği, güncel mevzuat hükümleri ve Yargıtay içtihatları ışığında somutlaştırılmalıdır. Aşağıda, hürriyet hakkının korunması ve doğru infaz hesabının yapılması taleplerinizde kullanabileceğiniz, profesyonel müddetnameye itiraz dilekçesi örneği yer almaktadır.

    Müddetnameye İtiraz Dilekçesi Örneği

     

    …  CEZA MAHKEMESİ’NE

     

    İTİRAZ EDEN

    (HÜKÜMLÜ)                   :

     

    SAVUNMA:

     

    ADRESİ                            :

     

    KONU                               : Müddetnameye itirazımızdan ibarettir.

     

    AÇIKLAMALAR                   :

     

    1-) Müvekkilimiz hakkında … suçundan mahkemeniz ilamı ile hükümlü hakkında verilen … yıl … ay hapis cezasının infazı sırasında, Cumhuriyet Savcılığınca düzenlenen müddetnamede, şartla tahliye tarihi …/…/…, bihakkın tahliye tarihi ise …/…/… olarak belirtilmiştir.

     

    2-) Müvekkilimiz …/…/… tarihinde şartla tahliye edilmiş olup deneme süresi içinde ve …/…/… tarihinde … suçu nedeniyle …/…/… tarihinde gözaltına alınmış ve … ay … gün … Cezaevi’nde tutuklu kalmıştır. Kasten işlenen bu suç nedeniyle, müvekkilimiz hakkında verilen şartla tahliye kararı geri alınarak suç tarihinden, bihakkın tahliye tarihine kadar olan sürenin aynen infazına karar verilmiştir.

     

    3-) … Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen …/…/… tarihli müddetnameye göre bu cezanın infazına …/…/… tarihinde başlandığı, … sayılı Yasa doğrultusunda çekmesi gereken cezadan … yıllık indirim uygulandığı, bihakkın tahliye tarihinin …/…/… olarak belirlendiği anlaşılmıştır.

     

    4-) Müvekkilimizin hürriyetinin kısıtlanmasına neden olan … ay … günlük sürenin mahkemeniz hükmünün infazı sürecinde mahsup edilmesi Türk Ceza Kanunu gereğidir. Bu temelde müvekkilimiz hakkında düzenlenen müddetnamenin yeniden düzenlenerek bihakkın tahliye tarihinin …/…/… olarak değiştirilmesi için mahkemenize başvurma zorunluluğu doğmuştur.

     

    HUKUKİ NEDENLER  : 5237 S. K. m. 7; 5275 S. K. m. 107, 108.

     

    SONUÇ VE İSTEM                    : Yukarıda açıklanan nedenlerle itirazımızın kabulüne ve müvekkilimiz hakkında Cumhuriyet Savcılığınca düzenlenen müddetnamede belirtilen bihakkın tahliye tarihinin …/…/… olarak değiştirilmesine karar verilmesini saygıyla talep ederiz. …/…/…

     

    Hükümlü Müdafii

     

  • Müteselsil Borçlu Fazla Ödeme Tahsili Dilekçesi

    Müteselsil Borçlu Fazla Ödeme Tahsili Dilekçesi

    Hukuk sistemimizde müteselsil borçluluk, alacaklının borcun tamamını borçlulardan herhangi birinden talep edebilmesine imkan tanıyan, alacağı güvence altına alan bir müessesedir. Ancak bu durum, borcun tamamını ödeyen borçlunun, kendi payından fazlasını üstlenerek diğer borçluların yükünü hafiflettiği gerçeğini değiştirmez. Türk Borçlar Kanunu çerçevesinde, borcun tamamını veya kendi payından fazlasını ödeyen müteselsil borçlu, diğer borçlulara karşı rücu hakkına sahip olur. Müteselsil borçlu fazla ödeme tahsili dilekçesi, bu noktada devreye girerek, alacaklıya yapılan ödemenin diğer borçluların payına düşen kısmının yasal faiziyle birlikte geri alınmasını sağlayan temel hukuki başvurudur.

    Rücu sürecinin başarıyla yönetilmesi, yapılan ödemenin miktarının, tarihinin ve diğer borçluların iç ilişkideki sorumluluk oranlarının net bir şekilde belgelendirilmesine bağlıdır. Kanun gereği, borçlular arasındaki iç ilişkide aksi kararlaştırılmadıkça her borçlu eşit paydan sorumludur. Dilekçede, alacaklıya yapılan ödemeye dair icra dosyası makbuzları veya banka dekontları somut delil olarak sunulmalı; ödemeyi yapan borçlunun, alacaklının haklarına halef olduğu vurgulanmalıdır. Diğer borçluların ödemeden kaçınması durumunda, bu dilekçe ile başlatılacak süreç, haksız zenginleşmenin önüne geçerek borçlular arasındaki mali adaleti sağlar. Aşağıda, rücu hakkınızı etkin bir şekilde kullanmanızı ve fazla ödediğiniz tutarları tahsil etmenizi sağlayacak profesyonel müteselsil borçlu fazla ödeme tahsili dilekçesi örneği yer almaktadır.

    Müteselsil Borçlu Fazla Ödeme Tahsili Dilekçesi Örneği

     

    … ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ HAKİMLİĞİ’NE;

    DAVACI                           :

    ADRES                             :

    VEKİLİ                            :

    ADRES                             :

    DAVALI                           :

    ADRESİ                            :

    KONU                               : Müteselsil borçlu sıfatıyla yapılan fazla ödemenin diğer borçludan tahsili istemimizi içerir dilekçemizdir.

    DAVA DEĞERİ              :

    AÇIKLAMALAR           :

    1-) Müvekkilimiz ve dosyamız davalısı (diğer dosya borçlusu) aleyhine ……… İcra Müdürlüğü’nün ……/…… esas sayılı dosya ile bono sebebiyle icra takibi başlatılmıştır. Toplam dosya borcu…….- TL olup müvekkilimiz dosyamız davalısı (borçlu) ile bonoyu kefil hanesini de boş bırakarak birlikte imzalamıştır.

    2-) Müvekkilimiz icra dosya borcunun tamamı olan ……..-TL’yi …/…/… tarihinde dosya alacaklısına ödemiş bulunmaktadır. Ancak yukarıda belirtilen sebeplerden ötürü ve 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 167. maddesinde belirtilenAksi kararlaştırılmadıkça veya borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden anlaşılmadıkça, borçlulardan her biri, alacaklıya yapılan ifadan, birbirlerine karşı eşit paylarla sorumludurlar. Kendisine düşen paydan fazla ifada bulunan borçlunun, ödediği fazla miktarı diğer borçlulardan isteme hakkı vardır. Bu durumda borçlu, her bir borçluya ancak payı oranında rücu edebilir. Borçlulardan birinden alınamayan miktarı, diğer borçlular eşit olarak üstlenmekle yükümlüdürler.” Hüküm de dikkate alınarak müvekkilimizin davalı ile müteselsil borçlu olmasından ötürü asıl borç olan ………-TL’nin 1/2’sinden sorumlu olması gerekmektedir.

    3-) Müvekkilimizin davalı ile birlikte imzaladıkları bonoya dayalı olarak bono alacaklısına yaptığı fazladan ……-TL’nin faizi ile birlikte davalıdan tahsili için işbu davayı açma zorunluluğumuz doğmuştur.

    HUKUKİ NEDENLER  6098 S. K. m.167; 6100 S. K. m. 2, 6

    HUKUKİ DELİLLER    :

    1-) ……… İcra Müdürlüğü’nün ……/…… esas sayılı dosyası

    SONUÇ VE İSTEM        : Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, bono alacaklısına müvekkilimiz tarafından yapılan …….-TL ödemenin müteselsil borçludan temerrüt faizi ile birlikte tahsilini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini, müvekkilimiz adına saygıyla talep ederiz. …/ …/ …

                                                                                                        Davacı Vekili

    Av.

     

  • Adli Tıp Kurumu Raporuna İtiraz Dilekçesi

    Adli Tıp Kurumu Raporuna İtiraz Dilekçesi

    Ceza ve hukuk yargılamalarında, uyuşmazlığın çözümü için teknik ve tıbbi bilgi gerektiren hallerde Adli Tıp Kurumu tarafından düzenlenen raporlar, mahkemenin hükmüne esas teşkil eden en güçlü deliller arasındadır. Ancak bu raporlar zaman zaman eksik inceleme, tıbbi verilerin yanlış yorumlanması veya olayın oluş şekliyle bağdaşmayan sonuçlar içerebilmektedir. Adli Tıp Kurumu raporuna karşı itiraz dilekçesi, bilimsel temelden yoksun veya çelişkili tespitlerin hukuki bir dille sorgulanmasını ve maddi gerçeğin ortaya çıkarılması için yeni bir inceleme yapılmasını sağlayan kritik bir savunma aracıdır. Raporun somut olayın özelliklerini yansıtmadığı veya tıbbi literatüre aykırı olduğu durumlarda, süresi içerisinde yapılacak etkili bir itiraz, yargılamanın seyrini bütünüyle değiştirebilir.

    Hukuki dinlenilme hakkı ve adil yargılanma ilkesi gereği, bilimsel niteliği tartışmalı bir raporun hükme esas alınması kabul edilemez. İtiraz dilekçesinde; rapordaki tıbbi terimlerin yanlış kullanımı, tahlil sonuçlarının göz ardı edilmesi veya mağdurun/şüphelinin beyanlarıyla raporun çelişmesi gibi hususlar madde madde ortaya konulmalıdır. Özellikle maluliyet oranları, kusur tayini veya akıl sağlığına dair raporlarda görülen eksiklikler, dosyanın Üst Kurul’a gönderilmesi veya farklı bir üniversite hastanesinden heyet raporu alınması talebiyle desteklenmelidir. Usulüne uygun hazırlanmayan ve teknik dayanaklardan yoksun itirazlar, mahkemece “soyut iddia” olarak değerlendirilip reddedilebilir. Aşağıda, raporun bilimsel geçerliliğini denetlemek ve yeniden inceleme talebinde bulunmak amacıyla hazırlanan profesyonel Adli Tıp Kurumu raporuna itiraz dilekçesi örneği yer almaktadır.

    Adli Tıp Kurumu Raporuna Karşı İtiraz Dilekçesi Örneği

     

    DOSYA NO                                   : …/… E.

    MÜŞTEKİ  (T.C)                        :

    ADRES                                          :

    VEKİLİ                                          :

    ADRES                                          :

    SANIK                                           :

    ADRESİ                                        :

    VEKİLİ                                         :

    ADRES                                          :

    KONU                                            : …/…/… tarihli Adli Tıp Kurumu raporuna karşı itirazlarımızı

    içerir.

    AÇIKLAMALAR               

    1-) Mahkemenizin yukarıda belirtilen esasında kayıtlı bulunan dosyasında …/…/… tarihinde alınan ilk bilirkişi raporunda “sağ omuz üstte künt cisimle oluşmuş darp izi, sağ el 2. parmakta çıkık olduğu ve basit tıbbi müdahale ile giderilemeyeceği” belirtilmiştir. Bunun üzerine alınan …/…/… tarihli bir başka raporda ise “yaralanma anında oluşan çıkığın son genel muayenesinde düzelmiş olduğu, basit tıbbi müdahale ile giderilebileceğine” karar verilmiş olup iki rapor arasında çelişki olması sebebi ile mahkemenize …/…/… tarihinde yaptığımız itiraz ile Adli Tıp Kurumu ….. İhtisas Dairesinden rapor alınması hususunda mahkemeniz karar vermiştir.

    2-) Bunun üzerine Adli Tıp Kurumu ….. İhtisas Dairesi tarafından bir rapor hazırlanmış olup bu rapor da mahkemenizce verilecek hükme esas teşkil edecek derecede açık ve gerekçeli değildir. Daha önce verilmiş olan ve çelişkiler içeren iki adet bilirkişi raporunda yer alan konular aydınlatılmamış olup söz konusu raporun hükme esas alınmasım ümkün bulunmamaktadır.

    3-) Yukarıda açıklamaya çalıştığımız nedenlerle, söz konusu Adli Tıp Kurumu ….. İhtisas Dairesi raporuna raporuna itiraz ediyoruz.

    HUKUKİ NEDENLER           : 5271 S. K. m. 62, 63, 64, 65, 66, 67, 68, 69, 70, 71, 72, 73.

    SONUÇ VE İSTEM                 : Yukarıda açıklamaya çalıştığımız nedenlerle, …/…/… tarihli Adli Tıp Kurumu ….. İhtisas Dairesi itirazlarımızın kabulü ile, yeniden ve itirazlarımızda belirttiğimiz hususları da kapsar şekilde bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmesini, vekaleten talep ederiz. …/…/…

     

    Müşteki Vekili

     

                                                                                                                       Av.

     

  • Zilyetliğin Tespiti Dava Dilekçesi Örneği

    Zilyetliğin Tespiti Dava Dilekçesi Örneği

    Hukuk sistemimizde zilyetlik, bir eşya üzerinde fiili hakimiyetin kurulmasıyla doğan ve mülkiyet hakkından bağımsız olarak korunan hukuki bir durumdur. Taşınır veya taşınmaz bir mal üzerindeki hakimiyetin haksız bir müdahale ile sarsılması ya da zilyetlik sıfatının uyuşmazlık konusu olması durumunda, zilyetliğin tespiti davası hayati bir önem kazanır. Bu dava, mülkiyetin kime ait olduğundan ziyade, eşya üzerindeki fiili kullanım hakkının kimde olduğunun mahkeme marifetiyle resmileştirilmesini amaçlar. Özellikle kadastro çalışmaları öncesi veya gayrimenkulün kullanım şekline dair doğan ihtilaflarda, zilyetlik olgusunun tespiti, ileride açılacak mülkiyet davalarına da güçlü bir delil teşkil etmektedir.

    Zilyetliğin tespiti talebinde bulunan davacının, söz konusu mal üzerindeki kullanımını, bu kullanımın süresini ve niteliğini somut verilerle ispatlaması zorunludur. Mahkemeye sunulacak dava dilekçesinde; zilyetliğin hangi tarihten bu yana devam ettiği, kullanımın nizasız ve fasılasız (çekişmesiz ve aralıksız) olduğu ve varsa üçüncü kişilerin müdahalesinin haksızlığı net bir şekilde ortaya konulmalıdır. Tanık beyanları, yerel bilirkişi incelemeleri ve varsa vergi kayıtları gibi unsurlar, zilyetlik iddiasını güçlendiren temel dayanaklardır. Usulüne uygun hazırlanmayan ve zilyetlik iradesini (animus) tam olarak yansıtmayan dilekçeler, mülkiyet haklarının korunmasında gecikmelere ve hak kayıplarına yol açabilir. Aşağıda, zilyetliğin tespiti ve korunması taleplerinizde kullanabileceğiniz, teknik kriterlere uygun olarak hazırlanmış profesyonel dava dilekçesi örneği yer almaktadır.

    Zilyetliğin Tespiti Dava Dilekçesi Örneği

     

    … ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ HAKİMLİĞİNE;

    DAVACI                            :                                                                                   TC No:

    ADRES                              :

    VEKİLİ                             :

    ADRES                             

    DAVALILAR                       :

    ADRESİ                            :

    KONU                               : Zilyetliğin tespiti istemimizi içerir dilekçemizin sunulmasından ibarettir.

    DAVA DEĞERİ               :

    A Ç I K L A M A L A R I M I Z

    1-) Müvekkilimiz, …. …. , … ili, … ilçesi, … Köyü … ada … parsel sayılı tarlasının yanında bulunan ve tapu kaydı bulunmayan taşınmazı … yıldır tarımsal faaliyetler için kullanmaktadır. …/ …/ … tarihinde yapılan kadastro tespitinde, müvekkilimizin tarımsal faaliyetler için kullanmakta olduğu taşınmaz, sehven … …. ve …. …. kişileri adına tescil edilmiştir.

    2-) Zilyet olarak gözüken ve adlarına tescil yapılan bu kişilerin aslında zilyetlikleri bulunmadığı kendi ifadeleri ile de sabit durumdadır. 

    3-) Dava konusu taşınmazın bulunduğu yerde mahkemenizce gerçekleştirilecek keşif ve bilirkişi incelemesi ile Mahkemenizce uygun görülmesi halinde duruşmalar sırasında dinleteceğimiz tanık beyanları durumu tüm açıklığı ile izah edecektir.

    3-) Yanlış yapılan tescilin iptali ve zilyetliğin tespiti için Mahkemenize başvurma zorunluluğu hasıl olmuştur.

    HUKUKİ NEDENLER    : 3402 S. K. m. 12, 4721 S. K. m. 981, 982, 983, 984, 6100 S. K. m. 240, 266, 288

    HUKUKİ DELİLLER      : 1. …/ …/ … kadastro tespit tutanağı                                                                                                                                                                  2.   İfade tutanakları                                                                                                                                                                                              3.  Tanıkların isimleri ve adresleri ile tanıklık edecekleri konuları gösterir tanık listesi,

    SONUÇ VE İSTEM               : Yukarıda açıklamaya çalıştığımız nedenlerle, …/ …/ … tarihli kadastro tespitinin iptali ile müvekkil adına zilyetliğin tespitine karar verilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini müvekkilimiz adına saygıyla bilvekale talep ederiz. …/…/…

    EKLER                                     : 

                                                                                                Davacı Vekili

                                                                                                         Av.

     

  • Basit Yargılama Usulü Beyan Dilekçesi Örneği

    Basit Yargılama Usulü Beyan Dilekçesi Örneği

    Yargı sistemimizde dava süreçlerini hızlandırmak ve usul ekonomisini sağlamak amacıyla uygulanan basit yargılama usulü, tarafların iddia ve savunmalarını daha kısa sürede, genellikle duruşma açılmaksızın dosya üzerinden tamamlamalarına imkan tanır. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 316. ve devamı maddelerinde düzenlenen bu usulde, tarafların dilekçeler aşamasında tüm delillerini hasretmeleri ve mahkemece verilen kesin süreler içerisinde beyanlarını sunmaları hayati önem taşır. Basit yargılama usulü beyan dilekçesi, davanın seyrini belirleyen en temel argümanların mahkemeye iletildiği, usulü hataların düzeltildiği ve maddi gerçeğin dosya kapsamına dahil edildiği kritik bir belgedir. Yazılı yargılamadan farklı olarak bu usulde cevap ve ikinci cevap dilekçesi gibi aşamaların sınırlı olması, sunulacak beyanların teknik derinliğini ve hukuki netliğini daha da önemli kılmaktadır.

    Bu süreçte hak kaybına uğramamak adına, mahkemenin tanımış olduğu iki haftalık kesin sürenin aşılmaması ve davanın esasına yönelik tüm itirazların somut delillerle desteklenerek dilekçeye yansıtılması gerekir. Basit yargılama usulünde, delillerin bildirilmesi ve sunulması için verilen bu sürelerin kaçırılması, iddiaların ispatlanamaması riskini doğurur. Mahkemeye sunulacak beyanda; uyuşmazlığın çözümüne yönelik hukuki dayanaklar, varsa tanık beyanları ve bilirkişi incelemesine dair talepler açıkça ifade edilmelidir. Profesyonel bir üslupla hazırlanan beyan dilekçesi, duruşmasız ilerleyen bu süreçte hakimin kanaatini doğrudan etkileyecek en güçlü savunma aracıdır. Aşağıda, yargılama sürecinde haklarınızı eksiksiz savunmanızı sağlayacak ve mahkeme denetimine uygun şekilde kurgulanmış basit yargılama usulü beyan dilekçesi örneği yer almaktadır.

     

    Basit Yargılama Usulü Beyan Dilekçesi Örneği

     

    … ASLİYE CEZA MAHKEMESİNE 

     

    DOSYA NO            : …/… E.

     

    MÜŞTEKİ             :

     

    VEKİLİ              : Av. 

     

    SANIK               :

     

    MÜDAFİİ             :

     

    KONU                : Basit yargılama usulüne beyanlarımızı içerir dilekçemizdir.

     

    AÇIKLAMALAR         :

     

    1-) Mahkemenizin …/…/…. tarihli basit yargılama usulüne ilişkin ara kararı gereğince, tarafımıza tebliğ edilen dosya inceleme tutanağı ile tarafımıza verilen süre içinde sunduğumuz esasa ilişkin beyanlarımız aşağıdaki gibidir.

     

    2-) Müvekkilimiz suç duyurusu dilekçemizde de açıkça belirtmiş olduğumuz gibi sanığın cinsel tacizine maruz kalmıştır. Sanığın müvekkilimizin aile dostu ve aynı zamanda komşuları da olması sebebiyle olay daha vahim bir durum arz etmektedir. Müvekkilimiz sanığa bir abi yakınlığı ve güveni duyarak yaklaşmış ve sanığın eylemine maruz kalmıştır.

     

    3-) Sanık müdafii, …/…/… tarihli dilekçesinde yaşanan cinsel taciz suçunu inkar etme yoluna gitmiştir. Oysa müvekkilimizin bu durumu kendi kafasında yaratma ya da uydurma gibi bir durumu söz konusu olamaz. Olayın şoku ve korkusu içinde evine döndüğünde birlikte yaşadığı aile üyelerinin hareketlerinden şüphe duyarak üzerine gitmesi ve tabiri caizse ağzından laf almaya çalışmasıyla olay ortaya çıkmıştır.

     

    4-) Yaşanan hadise sebebiyle müvekkilimizin psikolojisi de oldukça bozulmuş, kendi başına yalnız olarak sokağa çıkmaktan çekinir hale gelmiştir. Alınacak adli tıp kurumu raporu ile bu durum daha net olarak ortaya çıkacaktır.

     

    5-) Yaşanan bu olay neticesinde sanık hiçbir şey olmamış gibi davranmaya ve müvekkilin evine bir şey bahane ederek ve komşu ve aile dostu olmalarına dayanarak girip çıkmaya devam etmiş ve müvekkilimiz onu her gördüğünde korku yaşayarak odasından çıkamayacak hale gelmiştir.

    Sanık müdaafii esas hakkındaki savunmasında “müvekkilimizin herhangi bir kastı yoktur” şeklinde bir savunma yapmıştır. Oysa işlenen cinsel taciz suçunun sanığın iradesi ve kastı dışında işlenmesi mümkün değildir.

     

    SONUÇ VE İSTEM     : Yukarıda açıklamaya çalıştığımız nedenlerle, suçun maddi ve manevi unsurları oluştuğundan, sanığın üzerine atılı bulunan suçtan cezalandırılmasına karar verilmesini vekaleten arz ve talep ederiz. …/…/…

     

    Müşteki Vekili

     

  • Tanıklık Mazeret Dilekçesi Örneği ve Sunum Usulü

    Tanıklık Mazeret Dilekçesi Örneği ve Sunum Usulü

    Duruşmaya katılamayacak tanıklar için mazeret dilekçesi örneği, geçerli mazeretler ve yasal zorunluluklar. Hak kaybı ve disiplin hapsini önleme rehberi.

     

    Tanıklık Mazeret Dilekçesi Örneği

     

    … ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ BAŞKANLIĞI’NA

    Esas No: 2015/142

    Konu: Tanıklık hususunda mazeretimin sunulmasından ibarettir.

    Yukarıda esas numarasını belirttiğim dava için mahkemeniz tarafından tanık olarak çağrılmış idim. Sağlık problemlerim nedeni ile duruşma tarihi olan 25/08/2015 tarihinde Okmeydanı Devlet Hastanesi’nde ameliyat olacağım. Bu nedenle tanık olarak çağrıldığım duruşma gün ve saatinde mahkeme huzurunda hazır bulunabilmem mümkün değildir. Mazeretimin kabulü ile tanık beyanımın bir sonraki duruşma günü alınmasını talep ederim.

    Ek:

    Duruşma günü ameliyat olacağıma dair hastane yazısı.

    Varsa başka delillerinizi, eklerinizi de burada belirtin.

     

    Tanık

    Buraya isminizi ve soy isminizi yazınız.

    Buraya tarihi yazınız, 15/08/2015 gibi.

    Buraya imzanızı atınız.

     

  • Menfi Tespit Davası Dilekçesi Örneği ve Hukuki Rehber

    Menfi Tespit Davası Dilekçesi Örneği ve Hukuki Rehber

    Hukuk sistemimizde menfi tespit davası, bir kişinin kendisinden talep edilen bir borcun aslında mevcut olmadığını veya hukuken geçersiz olduğunu mahkeme kanalıyla tescil ettirmesini sağlayan en etkili koruma yoludur. İcra ve İflas Kanunu’nun 72. maddesinde düzenlenen bu dava, henüz icra takibi başlamadan açılabileceği gibi, devam eden bir takibin her aşamasında da ikame edilebilir. Özellikle sahte imzalı senetler, karşılıksız kalan çekler veya ödenmiş olmasına rağmen tekrar talep edilen alacaklar karşısında borçlu, menfi tespit istemi talepli dava dilekçesi ile mülkiyet hakkını ve ekonomik geleceğini güvence altına alır. Bu dava, borçlu olunmadığının tespitiyle birlikte, haksız takibin iptali ve alacaklı aleyhine %20’den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini de beraberinde getirebilen çok yönlü bir hukuki mekanizmadır.

    Menfi tespit davasının en kritik unsurlarından biri, icra takibinin durdurulmasına yönelik ihtiyati tedbir talebidir. Takip öncesi açılan davalarda alacağın %15’i oranında teminat yatırılarak takibin durdurulması mümkünken, takip sonrası açılan davalarda icra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmemesi yönünde tedbir kararı alınabilmektedir. Dilekçede borcun neden var olmadığına dair delillerin (banka dekontları, ibranameler, sahtelik iddiaları) profesyonel bir üslupla ve eksiksiz sunulması, mahkemenin kanaatini doğrudan etkiler. Yanlış hazırlanan veya yasal dayanakları zayıf olan bir dilekçe, yalnızca davanın reddine değil, borçlu aleyhine ağır tazminat yükümlülüklerine de yol açabilir. Aşağıda, hak mahrumiyetlerini önlemek ve haksız borç iddialarını bertaraf etmek amacıyla hazırlanan, teknik ve kapsamlı menfi tespit davası dilekçe örneği yer almaktadır.

    Menfi Tespit İstemi Talepli Dava Dilekçesi Örneği

    … ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ’NE

    DAVACI                           :

    TC KİMLİK NUMARASI   :

    ADRES                              :

    VEKİLİ                             :

    (Varsa tarafların kanuni temsilcilerinin)

     

    ADRES                              :

    (Varsa tarafların kanuni temsilcilerinin)

    DAVALI                           :

    ADRESİ                            :

    DAVA DEĞERİ               : …….. TL

    (Davanın konusu ve malvarlığı haklarına ilişkin davalarda)

    KONU                                           : … İcra Müdürlüğü’nün …/… sayılı Takip Dosyasında 89/3’e dayalı Menfi Tespit İstemimizden ibarettir.

     

    AÇIKLAMALAR                        :

    1-) Davalı takip alacaklısı …  müvekkil … .‘ne, dava dışı takip borçlusu … ’nin müvekkil kendisi yaptığı sözleşmeden doğduğu iddia edilen … TL. alacağı için …/…/… tarihinde 89/1 haciz ihbarnamesi göndermiş, süresinde itiraz edilmemesi üzerine …/…/… tarihinde ikinci ihbarname tebliğ edilmiştir.(EK 1)

    2-) Müvekkilin takip borçlusu … ’ne söz edildiği gibi bir borcu bulunmamaktadır. Müvekkilin takip borçlusu dava dışı …  ile …/…/… tarihinde imzaladığı satım sözleşmesine (EK 2) konu 3 adet kamyonet ayıplı çıkmış bunun üzerine söz konusu sözleşme müvekkil  tarafından feshedilerek … aleyhine … Mahkemesi’nin …/… esas sayılı dosyasıyla tazminat davası açılmıştır. (EK 3) Açılmış olan bu tazminat davası …/…/… tarihinde sonuçlanmış ve ayıplı maldan doğan zararın dava dışı …  tarafından karşılanmasına karar verilmiştir.

     

    3-) Açıkladığımız bu nedenlerle 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 89/3. maddesinde belirtilen sürede müvekkilin takip borçlusu … .’ne borçlu olmadığının tespit edilmesi için işbu davayı açmak zorunluluğu doğmuştur.

    HUKUKİ NEDENLER              : 2004 S. K. m. 89.

     

     

    HUKUKİ DELİLLER                :

    SONUÇ VE İSTEM                                : Yukarıda açıkladığımız nedenlerle, müvekkilimin dava dışı takip borçlusu … ’ne borcu olmadığının tespit edilmesine, davalının haksız ve kötüniyetli icra takibi yapmış olması nedeni ile dava değerinin % 20sinden aşağı olmamak üzere;  kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini müvekkilimiz adına saygıyla talep ederiz.  …/…/…

     

    EKLER     :

     

    Davacı Vekili

    Av.