Kategori: Blog

  • Kira Bedelinin Tespiti Davası Nedir?

    Kira Bedelinin Tespiti Davası Nedir?

    Kira sözleşmeleri, günlük hayatta en sık karşılaşılan sözleşme türlerinden biridir. Zaman içerisinde ekonomik koşulların değişmesi, enflasyon oranlarının yükselmesi, emlak piyasasındaki dalgalanmalar ve bölgesel gelişmeler, kira bedellerinin güncel piyasa koşullarına uyarlanmasını zorunlu kılmaktadır. Taraflar arasında yeni kira bedeli konusunda anlaşma sağlanamadığı hallerde ise kira bedelinin tespiti davası gündeme gelmektedir.

    Kira bedelinin tespiti davası, mevcut kira sözleşmesinin devam ettiği durumlarda, kira bedelinin hakkaniyete ve rayiç değerlere uygun biçimde yeniden belirlenmesini amaçlayan bir dava türüdür. Bu dava, özellikle uzun süreli kira sözleşmelerinde, kira bedelinin piyasa koşullarının çok altında veya çok üstünde kalması durumunda büyük önem taşır.

    Bu yazıda kira bedelinin tespiti davasının tanımı, hukuki dayanakları, açılma şartları, dava süreci, bilirkişi incelemesi, emsal kira araştırması ve Yargıtay uygulamaları ayrıntılı biçimde ele alınacaktır.

    Kira Bedelinin Tespiti Davası Nedir?

    Hukuki Tanım

    Kira bedelinin tespiti davası, devam eden bir kira sözleşmesinde, yeni kira dönemine uygulanacak kira bedelinin mahkeme tarafından belirlenmesi amacıyla açılan davadır.

    Bu dava, Türk Borçlar Kanunu’nun 344. ve 345. maddeleri kapsamında düzenlenmiştir.

    Davanın Amacı

    Bu davanın temel amacı:

    • Kira bedelinin emsal piyasa koşullarına uygun hale getirilmesi,
    • Taraflar arasında hakkaniyetli bir denge kurulması,
    • Fahiş kira artışlarının ve aşırı düşük bedellerin önlenmesi

    olarak özetlenebilir.

    Kira Bedelinin Tespiti Davasının Hukuki Dayanakları

    Türk Borçlar Kanunu Madde 344

    Türk Borçlar Kanunu’nun 344. maddesine göre kira artışı:

    • Taraflar arasında bir artış oranı belirlenmişse, bu oran TÜFE on iki aylık ortalamasını geçemez.

    • Beş yılın sonunda ise kira bedeli hakim tarafından yeniden belirlenir.

    Türk Borçlar Kanunu Madde 345

    Madde 345’e göre kira bedelinin tespiti davası:

    • Her zaman açılabilir.
    • Ancak yeni kira dönemine uygulanacak bedelin belirlenebilmesi için, davanın yeni kira döneminden en az 30 gün önce açılması veya bu süre içinde kiracıya yazılı bildirim yapılması gerekir.

    Kira Bedelinin Tespiti Davası Ne Zaman Açılır?

    Beş Yıllık Süre Kuralı

    Kira sözleşmesinin üzerinden 5 yıl geçmişse, taraflardan biri kira bedelinin yeniden belirlenmesi için dava açabilir.

    Bu durumda hakim;

    • TÜFE oranını,
    • Emsal kira bedellerini,
    • Taşınmazın konumunu,
    • Fiziki durumunu

    dikkate alarak hakkaniyete uygun bir kira bedeli belirler.

    Beş Yıldan Önce Açılabilir mi?

    Beş yıldan önce açılan tespit davalarında mahkeme:

    • Sözleşmede belirlenen artış oranını,
    • TÜFE sınırını

    esas alır.

    Bu nedenle beş yıl dolmadan açılan davalarda geniş bir takdir yetkisi bulunmaz.

    Kira Bedelinin Tespiti Davasını Kimler Açabilir?

    1. Kiraya Veren (Ev Sahibi)

    Kiraya veren, kira bedelinin düşük kaldığını düşünüyorsa tespit davası açabilir.

    2. Kiracı

    Kiracı da, kira bedelinin piyasa koşullarının üzerinde olduğunu düşünüyorsa tespit davası açabilir.

    Kira Bedelinin Tespiti Davasında Görevli ve Yetkili Mahkeme

    Görevli Mahkeme

    Kira bedelinin tespiti davalarında görevli mahkeme:

    Sulh Hukuk Mahkemesidir.

    Yetkili Mahkeme

    Yetkili mahkeme ise:

    • Kiralanan taşınmazın bulunduğu yer mahkemesidir.

    Kira Bedelinin Tespiti Davası Nasıl Açılır?

    Dava Dilekçesinde Bulunması Gereken Unsurlar

    Dava dilekçesinde şu hususlar açıkça belirtilmelidir:

    • Taraf bilgileri
    • Kira sözleşmesinin tarihi
    • Mevcut kira bedeli
    • Talep edilen yeni kira bedeli
    • Dayanılan hukuki sebepler

    Deliller

    Davada sıklıkla şu deliller kullanılır:

    • Kira sözleşmesi
    • Tapu kaydı
    • Emsal kira sözleşmeleri
    • Bilirkişi incelemesi
    • Keşif raporu

    Bilirkişi İncelemesi ve Emsal Araştırması

    Bilirkişi Raporunun Önemi

    Mahkeme, kira bedelinin tespiti için bilirkişi incelemesi yaptırır.

    Bilirkişi:

    • Bölgedeki emsal kiraları,
    • Taşınmazın özelliklerini,
    • Konumunu,
    • Fiziki durumunu

    dikkate alarak rapor hazırlar.

    Emsal Kira Bedellerinin Belirlenmesi

    Emsal araştırması yapılırken:

    • Aynı bölgede
    • Benzer nitelikte
    • Yakın tarihte kiralanmış

    taşınmazlar esas alınır.

    Kira Bedelinin Tespiti Davasında Hakimin Takdir Yetkisi

    Hakim;

    • TÜFE oranını,
    • Emsal kira bedellerini,
    • Hakkaniyet ilkesini

    dikkate alarak yeni kira bedelini belirler.

    Bu aşamada %10-20 arasında bir hakkaniyet indirimi uygulanması Yargıtay uygulamalarında yaygındır.

    Yargıtay Uygulamaları

    Yargıtay kararlarına göre:

    • Beş yıl sonunda açılan tespit davalarında piyasa rayici esas alınır.

    • Bilirkişi raporu mutlaka emsal karşılaştırmasına dayanmalıdır.

    • Hakkaniyet indirimi yapılmadan belirlenen bedeller bozma sebebidir.

    Kira Bedelinin Tespiti Davasının Sonuçları

    Yeni Kira Bedelinin Uygulanması

    Mahkeme tarafından belirlenen yeni kira bedeli:

    • Yeni kira döneminin başlangıcından itibaren geçerli olur.

    Geriye Dönük Kira Farkı Talep Edilebilir mi?

    Dava süresinde gerekli süre şartları yerine getirilmişse, geriye dönük kira farkı da talep edilebilir.

    Kira Tespit Davası ile Kira Uyarlama Davası Arasındaki Fark

    Kriter Kira Tespit Davası Uyarlama Davası
    Dayanak TBK 344-345 TBK 138
    Amaç Rayice göre kira belirleme Aşırı ifa güçlüğü
    Süre Genellikle 5 yıl Olağanüstü durum

    Sonuç

    Kira bedelinin tespiti davası, taraflar arasındaki ekonomik dengenin korunması açısından büyük öneme sahiptir. Özellikle uzun süreli kira ilişkilerinde, değişen piyasa koşulları nedeniyle kira bedelinin güncellenmesi kaçınılmaz hale gelir.

    Bu davanın doğru zamanda, doğru delillerle ve hukuki çerçevede açılması; hem hak kayıplarının önlenmesini sağlar hem de yargılama sürecinin sağlıklı yürütülmesine katkı sunar.

     

  • İş Kazaları Nedeniyle Açılacak Tazminat Davaları Rehberi

    İş Kazaları Nedeniyle Açılacak Tazminat Davaları Rehberi

    İş kazaları, çalışanların bedensel ve ruhsal bütünlüğünü etkileyen, ciddi sonuçlar doğurabilen olaylardır. İş kazası sonucunda meydana gelen zararların giderilmesi amacıyla işverenlere karşı tazminat davası açılması mümkündür. Bu davalar, işçinin uğradığı maddi ve manevi zararların telafi edilmesini hedefler. İş kazaları nedeniyle açılacak tazminat davaları, hem iş hukuku hem de sosyal güvenlik hukuku bakımından önemli sonuçlar doğurur.

    Bu yazıda, iş kazasının tanımından başlayarak tazminat türleri, dava şartları, yargılama süreci ve dikkat edilmesi gereken hususlar detaylı şekilde ele alınacaktır.

    İş Kazası Nedir?

    İş kazası, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nda açık şekilde tanımlanmıştır. Buna göre, işçinin işyerinde, işveren tarafından yürütülen iş nedeniyle ya da işin gereği olarak başka bir yerde bulunduğu sırada meydana gelen ve işçiyi bedenen veya ruhen zarara uğratan olaylar iş kazası olarak kabul edilir.

    İş Kazası Sayılan Haller

    Bir olayın iş kazası sayılabilmesi için aşağıdaki durumlardan birinde gerçekleşmiş olması gerekir:

    • İşçinin işyerinde bulunduğu sırada meydana gelen kazalar
    • İşveren tarafından yürütülmekte olan iş nedeniyle meydana gelen kazalar
    • İşçinin görevle işyeri dışında bulunduğu sırada meydana gelen kazalar
    • Emziren kadın işçinin çocuğuna süt vermek için ayrılan zamanlarda yaşanan kazalar
    • İşveren tarafından sağlanan taşıtla işin yapıldığı yere gidiş geliş sırasında meydana gelen kazalar

    Bu durumlarda yaşanan her türlü bedensel zarar, iş kazası kapsamında değerlendirilir.

    İş Kazası Nedeniyle Açılabilecek Tazminat Davaları

    İş kazası sonucunda zarar gören işçi ya da ölen işçinin yakınları, işverene karşı maddi ve manevi tazminat davası açabilir. Bu davalar, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından yapılan ödemelerden bağımsız olarak yürütülür.

    Maddi Tazminat Davası

    Maddi tazminat, iş kazası nedeniyle meydana gelen ekonomik kayıpların telafisi amacıyla talep edilir. Maddi tazminat kalemleri şunlardır:

    Geçici İş Göremezlik Tazminatı

    İşçinin tedavi sürecinde çalışamaması nedeniyle uğradığı gelir kaybının karşılanması amacıyla talep edilir. SGK tarafından yapılan ödemelerin yetersiz kaldığı durumlarda, işverenden ayrıca tazminat istenebilir.

    Sürekli İş Göremezlik Tazminatı

    İş kazası sonucu kalıcı sakatlık meydana gelmesi hâlinde, işçinin meslekte kazanma gücündeki kayıp oranına göre hesaplanan tazminattır. Bu tazminat, işçinin yaşam boyu uğrayacağı gelir kaybını telafi etmeyi amaçlar.

    Tedavi ve Bakım Giderleri

    Kaza sonrası yapılan tüm tedavi masrafları, ilaç giderleri, fizik tedavi masrafları ve gerekiyorsa bakıcı giderleri maddi tazminat kapsamında talep edilebilir.

    Destekten Yoksun Kalma Tazminatı

    İş kazası sonucu işçinin hayatını kaybetmesi hâlinde, onun maddi desteğinden yoksun kalan eş, çocuklar ve diğer yakınlar tarafından talep edilir.

    Manevi Tazminat Davası

    Manevi tazminat, iş kazası nedeniyle yaşanan acı, elem ve ıstırabın bir nebze giderilmesini amaçlar. İşçi, uğradığı bedensel ve ruhsal zarar nedeniyle manevi tazminat isteyebilir. Ölüm hâlinde ise ölen işçinin yakınları manevi tazminat talep edebilir.

    Manevi tazminat miktarı belirlenirken;

    • Kazanın ağırlığı
    • İşçinin uğradığı zarar
    • Tarafların sosyal ve ekonomik durumu
    • Kusur oranı

    gibi kriterler dikkate alınır.

    İşverenin Sorumluluğu ve Kusur Oranı

    İş kazası nedeniyle tazminat davası açılabilmesi için genellikle işverenin kusurlu olması gerekir. İşveren, iş sağlığı ve güvenliği önlemlerini almak, çalışanları bilgilendirmek ve denetlemekle yükümlüdür.

    İşverenin Kusurlu Sayıldığı Durumlar

    • İş güvenliği eğitimi verilmemesi
    • Koruyucu ekipman sağlanmaması
    • Risk analizi yapılmaması
    • Gerekli denetimlerin yapılmaması
    • Tehlikeli koşulların giderilmemesi

    Bu gibi durumlarda işverenin kusuru bulunduğu kabul edilir ve tazminat sorumluluğu doğar.

    İş Kazası Nedeniyle Dava Açma Şartları

    İş kazası nedeniyle tazminat davası açılabilmesi için bazı şartların birlikte gerçekleşmesi gerekir:

    • Ortada bir iş kazası bulunmalıdır.
    • Zarar meydana gelmiş olmalıdır.
    • İşverenin kusuru bulunmalıdır.
    • Zarar ile iş kazası arasında illiyet bağı olmalıdır.

    Bu şartlar mevcutsa işçi veya yakınları dava açma hakkına sahiptir.

    İş Kazası Tazminat Davasında Zamanaşımı Süresi

    İş kazası nedeniyle açılacak tazminat davalarında genel zamanaşımı süresi 10 yıldır. Bu süre, kazanın meydana geldiği tarihten itibaren işlemeye başlar.

    Ancak iş kazası aynı zamanda ceza hukukuna konu olan bir suç oluşturuyorsa ve ceza zamanaşımı süresi daha uzunsa, tazminat davasında da bu süre uygulanır.

    İş Kazası Tazminat Davası Nasıl Açılır?

    İş kazası tazminat davası, işçinin veya hak sahiplerinin yerleşim yerindeki ya da işverenin merkezinin bulunduğu yerdeki iş mahkemesinde açılır.

    Dava Açma Süreci

    1. İş kazasının SGK’ya bildirilmesi
    2. Sağlık raporlarının ve kusur tespitinin yapılması
    3. Maddi zarar hesaplamalarının yapılması
    4. Dava dilekçesinin hazırlanması
    5. Yetkili iş mahkemesinde davanın açılması

    İş Kazası Davalarında Bilirkişi İncelemesi

    Mahkeme, kusur oranının ve tazminat miktarının belirlenmesi için genellikle bilirkişi incelemesine başvurur. Bilirkişi raporlarında;

    • İşverenin kusur oranı
    • İşçinin kusur oranı
    • Sürekli iş göremezlik oranı
    • Maddi zarar hesapları

    ayrıntılı şekilde değerlendirilir.

    SGK Ödemeleri Tazminat Davasını Etkiler mi?

    SGK tarafından yapılan geçici iş göremezlik ödeneği ve sürekli iş göremezlik geliri, tazminat hesabında dikkate alınır. Ancak bu durum, işverenin tazminat sorumluluğunu tamamen ortadan kaldırmaz. SGK ödemeleri, yalnızca hesaplamada indirim sebebi olabilir.

    İş Kazası Tazminat Davasında Arabuluculuk Zorunlu mudur?

    İş kazası nedeniyle açılacak tazminat davalarında zorunlu arabuluculuk şartı bulunmamaktadır. İşçi doğrudan dava açabilir. Ancak taraflar isterse ihtiyari olarak arabuluculuğa başvurabilir.

    İş Kazası Davalarında Avukatla Takip Neden Önemlidir?

    İş kazası davaları, teknik hesaplamalar, kusur tespiti ve hukuki prosedürler içermesi nedeniyle oldukça karmaşıktır. Hak kaybı yaşanmaması adına sürecin alanında uzman bir avukat tarafından yürütülmesi büyük önem taşır.

    Sonuç

    İş kazaları, çalışanlar açısından ağır sonuçlar doğurabilen olaylardır. İş kazası nedeniyle açılacak tazminat davaları, işçinin uğradığı maddi ve manevi zararların telafi edilmesini sağlar. Bu süreçte doğru hukuki adımların atılması, hak kaybı yaşanmaması ve tazminatın eksiksiz şekilde alınabilmesi için son derece önemlidir.

    İş kazası geçiren işçilerin ve yakınlarının, yasal haklarını tam anlamıyla öğrenerek bilinçli hareket etmeleri, sürecin sağlıklı ilerlemesini sağlar.

     

  • Apartman Yöneticisi Atanması İstemi Dilekçesi

    Apartman Yöneticisi Atanması İstemi Dilekçesi

    Kat Mülkiyeti Kanunu uyarınca, sekiz veya daha fazla bağımsız bölümü olan binalarda yönetici atanması mecburidir. Ancak kat malikleri kurulunda gerekli çoğunluğun sağlanamaması, aday çıkmaması veya mevcut yönetimin kilitlenmesi gibi durumlarda apartman yönetimsiz kalabilir. Bu durum; ortak giderlerin ödenmemesi, asansör bakımlarının aksaması ve resmi işlemlerin yürütülememesi gibi ciddi sorunlara yol açar. Apartman yöneticisi atanması istemine ilişkin dilekçe, herhangi bir kat malikinin başvurusuyla Sulh Hukuk Mahkemesi’nin müdahalesini ve binaya dışarıdan veya içeriden bir “kayyım yönetici” atanmasını sağlayan hukuki çözümdür.

    Mahkemece atanan yönetici, kural olarak kat malikleri tarafından atanan yöneticinin hak ve yetkilerine sahip olur. Dikkat edilmesi gereken en önemli husus; mahkeme tarafından atanan yöneticinin, atanma tarihinden itibaren altı ay geçmedikçe kat malikleri kurulu tarafından değiştirilemeyeceğidir. Dilekçede, daha önce yapılan kat malikleri kurulu toplantılarının sonuçsuz kaldığına dair tutanaklar ve binanın acil yönetim ihtiyacı somut gerekçelerle ortaya konulmalıdır.

    Apartman Yöneticisi Atanması İstemine İlişkin Dilekçe Örneği

     

    … SULH HUKUK MAHKEMESİ HAKİMLİĞİ’NE

     

    DAVACI:

    TC KİMLİK NUMARASI         :

    ADRES                             :

    VEKİLİ                            :

    (Varsa tarafların kanuni temsilcilerinin)

    ADRES                             :

    (Varsa tarafların kanuni temsilcilerinin)

    DAVALİ:

    ADRESİ                            :

    KONU                               :  Apartman Yöneticisi Atanması İstemimizden ibarettir.

    AÇIKLAMALAR           :

    1-) Müvekkilim … adresinde bulunan … Apartmanı’nda oturmaktadır. …  Daireli apartmanda, …/…/… tarihinde son yapılan genel kurul toplantısında gerekli oy oranları sağlanamamış ve yönetici seçmek mümkün olmamıştır. (EK-1)

    2-) Apartman oldukça sorunlu bir binadır. … işleri yapılmaktadır.  Şu anda tüm bu işler sahipsiz kalmıştır.

    3-) Yasa gereği, kendi yöneticisini seçemeyen apartman sakinlerine mahkemenizce yönetici seçilmesini istemekteyiz.

    HUKUKİ NEDENLER  : 634 S. K. m. 34

    HUKUKİ DELİLLER    :

    1-) Yönetim planı,

    2-) Karar defteri.

    3-) Bilirkişi İncelemesi.

     

    SONUÇ VE İSTEM                : Yukarıda açıklanan nedenler ile müvekkilin oturmakta olduğu,        … Apartmanı’na mahkemenizce yönetici atanmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini müvekkilimiz adına saygıyla talep ederiz. …/…/…

     

    EKLER                                     :

    1-) Yönetim planı,

    2-) Karar defteri.

    3-) Bir adet onaylı vekaletname örneği

     

    Davacı Vekili

     

  • Vasiyetnamenin Tenfizi (Yerine Getirilmesi) Dava Dilekçesi

    Vasiyetnamenin Tenfizi (Yerine Getirilmesi) Dava Dilekçesi

    Hukuk sistemimizde vasiyetname, bir kimsenin ölümünden sonra geçerli olmak üzere malvarlığı üzerinde yaptığı tek taraflı bir ölüme bağlı tasarruftur. Ancak vasiyetnamenin noter huzurunda yapılmış olması veya mahkemece açılıp okunması, vasiyet edilen malların kendiliğinden vasiyet alacaklısına geçmesini sağlamaz. Vasiyetnamenin tenfizi istemine dair dilekçe, vasiyetname ile kendisine belirli bir mal veya hak bırakılan kişinin, bu hakkın kendi adına tescil edilmesini sağlamak amacıyla mirasçılara karşı açtığı davayı başlatır. Bu dava, vasiyetnamenin içeriğinin somut bir hukuki sonuç doğurmasını (örneğin tapuda devir veya bankadaki paranın tahsili) sağlayan icrai bir işlemdir.

    Vasiyetnamenin tenfizi davasının açılabilmesi için öncelikle vasiyetnamenin Sulh Hukuk Mahkemesi tarafından açılmış olması, tüm ilgililere okunması ve vasiyetnamenin iptali ya da tenkis (payların indirilmesi) davalarının sonuçlanmış (veya süresinin dolmuş) olması gerekir. Dilekçede; vasiyetnamenin açıldığına dair mahkeme kararı, vasiyet edilen malın cinsi ve mülkiyetin intikali talebi net bir şekilde belirtilmelidir. Bu davanın asıl muhatabı yasal mirasçılardır; zira vasiyetin yerine getirilmesi borcu yasal mirasçılara aittir.

    Vasiyetnamenin Tenfizi İstemine Dair Dilekçe Örneği

     

    … ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ HAKİMLİĞİ’NE

    DAVACI  (TC No)                         :

    ADRES                                         :

    VEKİLİ                                        :

    ADRES                                         :

    DAVALI                                       :

    ADRESİ                                               :

    KONU                                           : Vasiyetnamenin Tenfizi İstemimizi içerir dilekçemizdir.

    A Ç I K L A M A L A R I M I Z 

    1-)Muris … …, …/…/… tarihinde vefat etmiş ve … Noterliğinin …/…/… Tarih ve …/… yevmiye numaralı vasiyetnamesi (… Sulh Hukuk Mahkemesinin …/…/… Tarih ve …/… Esas …/… Karar sayılı kararı ile açılarak okunmuştur.)

    2-)Vasiyetnamenin açılmasından sonra davalıların vasiyetnamenin iptali için … Hukuk Mahkemesinde açtıkları dava …/…/… Tarih ve …/… Esas ve …/… Karar sayılı kararla reddolunmuş ve bu karar ../../2022 tarihinde kesinleşmiştir.

    3-)Vasiyetname kesinlik kazanmış bulunmaktadır. Davalılar vasiyetin gereğini henüz yerine getirmemişlerdir. Dava konusu vasiyetnamede müvekkil lehine vasiyet edilen … … adresinde bulunan, … ada … pafta … parselde kayıtlı … m2 taşınmazın tapu kaydının iptali ve müvekkil adına tescilini sağlamak üzere işbu davayı açmak zorunluluğu hasıl olmuştur.

    HUKUKİ NEDENLER              : 4721 S. K. m. 600.

    HUKUKİ DELİLLER                 :

    1)

    2)

     

    SONUÇ VE İSTEM         : Yukarıda açıkladığımız nedenlerle, … Hukuk Mahkemesinin …/…/… Tarih ve …/… Esas …/… Karar sayılı kararı ile açılan ve … Noterliğince …/…/… Tarih ve …/… yevmiye numarasıyla düzenlenen vasiyetnamenin tenfizi ile … … adresinde bulunan, … ada … pafta … parselde kayıtlı … m2 taşınmazın tapu kaydının iptali ve müvekkil adına tesciline karar verilmesini, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davalılar üzerinde bırakılmasını bilvekale talep ederim.  …/…/…

    Davacı Vekili

    Av.

    a

  • Hakaret Nedeniyle Manevi Tazminat Davası Dilekçesi

    Hakaret Nedeniyle Manevi Tazminat Davası Dilekçesi

    Hukuk sistemimizde kişinin şeref, haysiyet ve saygınlığı, Anayasa ve Türk Medeni Kanunu ile koruma altına alınmış en temel kişilik haklarındandır. Bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat etmek ya da sövmek suretiyle saldırıda bulunulması durumunda, mağdur tarafın uğradığı ruhsal çöküntü ve üzüntünün telafisi amacıyla manevi tazminat davası açma hakkı doğar. Hakaret nedeniyle manevi tazminat davası dilekçesi, failin haksız fiili sonucunda sarsılan manevi dengenin bir nebze olsun onarılmasını ve saldırganın bu eyleminden dolayı hukuki yaptırımla karşılaşmasını amaçlayan bir başvuru belgesidir.

    Manevi tazminat miktarının belirlenmesinde mahkeme; tarafların sosyal ve ekonomik durumlarını, olayın oluş şeklini, hakaretin ağırlığını ve saldırının ulaştığı kitlenin (sosyal medya, basın vb.) genişliğini dikkate alır. Manevi tazminat bir zenginleşme aracı değil, bir tatmin aracıdır. Dilekçede; hakaret içeren ifadelerin tam metni, bu ifadelerin mağdurun iş ve aile hayatı üzerindeki olumsuz etkileri ve varsa ceza mahkemesinde devam eden veya kesinleşmiş bir “Hakaret Suçu” dosyasına (TCK m. 125) atıf yapılmalıdır. Ceza mahkemesinin mahkumiyet kararı, hukuk mahkemesi için kusurun tespiti noktasında güçlü bir delil teşkil eder.

    Hakaret Manevi Tazminat Davası Dilekçesi Örneği

     

    … () ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ HAKİMLİĞİ’NE;

    DAVACI:

    TC KİMLİK NUMARASI :

    ADRES                              :

    VEKİLİ                             :

    ADRES                              :

    DAVALİ:

    ADRESİ                            :

    DAVA DEĞERİ               : 

    KONU                               : Hakaret sebebi ile Manevi Tazminat İstemimizden İbarettir.

    AÇIKLAMALAR             :

    1-) Davalı,    …/ …/ … tarihinde,  … adresinde bulunan … isimli pastanede müvekkilimiz ve o sırada olaya tanık olan bir kısım mahalle sakini ile birlikte otururken, müvekkilimize dönerek, pastanede bulunan insanların da duyabileceği bir ses tonuyla ve oldukça yakışıksız bir tarzda, özetle, müvekkilin önceki gün apartmanın önüne park ettiği arabasını park etme şeklinden dolayı beceriksiz olduğundan bahisle alay edercesine ve beceriksizlik isnadında bulunmak suretiyle müvekkilimize hakaret etmiştir.

    2-) Müvekkilimiz, … yıldır aynı mahallede yaşamakta olup, davalının anılan eylemi, müvekkilimizin yıllardır tanıdığı ve ailece görüştüğü insanların gözünde küçük düşmesine, onurunun kırılmasına ve saygınlığının zarar görmesine neden olmuştur. Müvekkilimiz, yaşadığı olay nedeni ile psikolojik sarsıntı yaşamıştır.

    3-) … Cumhuriyet Savcılığı’na yapılan şikayet sonucu açılan dava neticesinde, … … Ceza Mahkemesi’nin …/ … E. …/ … K. sayılı dosyasında davalının hakaret suçundan dolayı 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 125. maddesi gereğince cezalandırılmasına karar verilmiş;  (EK-1) müvekkilimizin yaşadığı bu olumsuzluğun, davalı eyleminden kaynaklandığı, ceza mahkemesi kararı ile de sabit hale gelmiştir.

    4-) Olay nedeniyle müvekkilin toplum içerisinde düştüğü kötü durum ve üzüntü ve eleminin bir nebze de olsa giderilmesini teminen, işbu tazminat davasını açma zorunluluğumuz hasıl olmuştur.

    HUKUKİ NEDENLER    : 6098 S. K. m. 51, 58, 6100 S. K. m. 2, 3, 107, 5237 S. K. m. 125 ve ilgili sair mevzuat.

    HUKUKİ DELİLER         : … … Ceza Mahkemesi’nin …/ … E. …/ … K. sayılı dosyası, Tanık Beyanları.

    SONUÇ VE İSTEM : Yukarıda açıklanan nedenlerle, tahkikat sonucunda müvekkilimizin manevi zararının değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda arttırılmak üzere asgari…….TL manevi tazminatın haksız fiilin gerçekleştiği tarih olan …/…/… tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline ve yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini, müvekkilimiz adına saygıyla talep ederiz. …/ …/ …

    EKLER      : 1. … Ceza Mahkemesi’nin …/ … E. …/ … K. sayılı dosyası

    1. Tanıkların isimleri ve adresleri ile tanıklık edecekleri konuları

    gösterir tanık listesi,

    1. Bir adet özel yetki içerir onaylı vekaletname örneği.

    Davacı Vekili

     

  • Adi Ortaklığın Feshi ve Tasfiyesi Dava Dilekçesi

    Adi Ortaklığın Feshi ve Tasfiyesi Dava Dilekçesi

    Türk Borçlar Kanunu’nun 620. ve devamı maddelerinde düzenlenen adi ortaklık, iki veya daha fazla kişinin emeklerini veya mallarını ortak bir amaca ulaşmak üzere birleştirdikleri, tüzel kişiliği bulunmayan en temel ortaklık yapısıdır. Ancak ortaklar arasındaki güven ilişkisinin zedelenmesi, ortaklık amacının gerçekleşmesinin imkansız hale gelmesi veya bir ortağın haklı sebeple ayrılmak istemesi durumunda ortaklığın sona erdirilmesi gerekir. Adi ortaklığın feshi ve tasfiyesi istemi dilekçesi, bu süreci yargıya taşıyarak ortaklık malvarlığının (ortaklık aktiflerinin) tespiti, borçların ödenmesi ve kalan net tutarın ortaklar arasında paylaştırılmasını sağlayan temel hukuki yoldur.

    Adi ortaklığın tasfiyesi, kural olarak tüm ortakların katılımıyla gerçekleştirilir; ancak ortaklar arasında mutabakat sağlanamazsa mahkemece bir veya birkaç tasfiye memuru atanarak süreç yönetilir. Dilekçede; ortaklığın kuruluş tarihi, sermaye oranları, fesih nedenleri ve tasfiyeye konu olan malvarlığı kalemleri (nakit para, taşınır/taşınmaz mallar, haklar) detaylandırılmalıdır. Özellikle ortaklık süresince elde edilen kâr ve zararın paylaşımı ile ortakların ortaklığa getirdikleri sermaye paylarının iadesi talepleri, yasal faizleriyle birlikte formüle edilmelidir. Tasfiye davası, ortaklığın mali geçmişinin incelenmesini gerektiren teknik bir dava olduğu için, delillerin (defterler, banka kayıtları, şahit beyanları) dilekçeye eksiksiz eklenmesi davanın süresini doğrudan etkiler.

    Adi Ortaklığın Feshi ve Tasfiyesi İstemi Dilekçesi Örneği

     

    ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE

    DAVACI                                                     :

    VEKİLİ                                                     :

    DAVALI                                                   :

    ADRESİ                                                   :

    KONU                                                      : Adi Ortaklığın feshi ve tasfiyesi isteminden ibarettir.

    AÇIKLAMALAR                                   :

    1- Müvekkilimin murisi dava dışı … … ile davalı … … arasında …/…/… tarihinde inşaat alanında faaliyet göstermek üzere bir adi ortaklık sözleşmesi kurulmuştur. (EK – 1)

    2- Ortaklık sermayesinin  toplamı … TL’dir.  Bunun … TL. si müvekkilimin murisi tarafından getirilmiş, davalı ise ortaklığa … TL. sermaye koymuştur. Ayrıca müvekkilimin murisi … …, karşılıksız olarak kendine ait iki ayrı taşınmazını ortaklığa tahsis ve bu iki taşınmazdan biri üzerinde davalı yararına … yıl süre ile irtifak hakkı tesis etmiştir.

    3- Müvekkilin murisinin …/…/… tarihinde vefat etmesi üzerine (EK – 2) müvekkil ile davalı adi ortaklığın devamı ve davalının idareci ortak olması hususunda anlaşmışlardır. Bu anlaşmanın üzerinden … yıl geçmiş olmasına rağmen davalı kar payı ödememiş, …/…/… tarih ve … yevmiye nolu ihtarlar (EK – 3) da davalı tarafından yanıtsız bırakılmıştır. İdareci ortak olan davalı, müvekkilime işlerin gidişatıyla ilgili hesap vermemekte, talebimize rağmen kar payı ödememekte, görev ve sorumluluklarını yerine getirmemektedir.

    4- 6098 sayılı Borçlar Kanunu’nun 639. maddesinde belirtilen haklı sebep müvekkilim ve davalının ortakları olduğu şirket açısından gerçekleşmiş bulunmaktadır. Bu nedenle taraflar arasında kurulu bulunan adi ortaklığın mahkemenizce haklı sebebe dayalı olarak feshi ve ortaklık mallarının tasfiyesi için mahkemenize başvurmak zorunluluğu doğmuştur.

    HUKUKİ NEDENLER                : 6098 S. K. m. 620 – 639. maddeler

    HUKUKİ DELİLLER                  :

    1-) Ortaklık sözleşmesi,

    2-) Nüfus Kaydı

    3-) İhtarname suretleri,

    4-) Bilirkişi İncelemesi

    SONUÇ VE İSTEM                     : Yukarıda açıklanan  nedenlerden dolayı müvekkilim ile davalı arasında mevcut olan adi ortaklığın haklı nedenlerle feshine, …-… yıllarına ait kar paylarına  her yıl için ayrı ayrı % … reeskont faiz işletilerek hesaplanacak miktarın davalıdan alınarak müvekkile verilmesine ve feshedilen adi ortaklığın mahkemenizce tasfiye edilmesine ve yargılama giderleriyle vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini saygıyla talep ederiz.

    EKLER                                      :

    1-) Ortaklık sözleşmesi,

    2-) Nüfus Kaydı

    3-) İhtarname suretleri,

    4-) Bir adet onaylı vekaletname örneği

    Davacı Vekili

    Av.

     

  • Taşkın Haczin Kaldırılması Talebi Dilekçesi

    Taşkın Haczin Kaldırılması Talebi Dilekçesi

    İcra ve İflas Kanunu’nun 85. maddesi uyarınca, borçlunun malvarlığına haciz konulurken “borcun karşılanmasına yetecek miktarda” malın haczedilmesi esastır. Alacak miktarının çok üzerinde bir değerin haczedilmesi, hukuk sistemimizde taşkın haciz olarak adlandırılır ve mülkiyet hakkının ölçüsüz bir şekilde kısıtlanması anlamına gelir. Taşkın haczin kaldırılması dilekçesi, borçlunun mevcut borcunu fazlasıyla karşılayan hacizlerin, yasal sınırlara çekilmesi ve ihtiyaç fazlası kısıtlamaların sonlandırılması amacıyla icra dairesine veya şikayet yoluyla icra mahkemesine sunulan başvurudur.

    Taşkın haciz durumunda, icra müdürü dürüstlük ve ölçülülük ilkeleri gereği borçlunun yaşamını veya ticari faaliyetini imkansız kılacak hacizlerden kaçınmalıdır. Örneğin; 50.000 TL’lik bir borç için borçlunun hem maaşına, hem banka hesaplarına hem de piyasa değeri 1.000.000 TL olan aracına aynı anda haciz konulması bariz bir taşkın haciz örneğidir. Dilekçede; takibe konu asıl alacak, ferileri ve masraflar hesaplanmalı; mevcut hacizlerin toplam değerinin bu miktarı ne kadar aştığı somut verilerle (kasko değer listesi, banka bloke tutarları vb.) ortaya konulmalıdır. İcra dairesi bu talebi reddederse, işlem öğrenildiği tarihten itibaren 7 gün içerisinde İcra Hukuk Mahkemesi’ne şikayet yoluna başvurulması gerekir.

    Taşkın Haczin Kaldırılması Dilekçesi Örneği

     

    ….. NÖBETÇİ İCRA HAKİMLİĞİ’NE,

    ŞİKAYET EDEN
    (BORÇLU) : VEKİLİ :
    KARŞI TARAF : … 1. İcra Müdürlüğü
    KONU : ….. 1. İcra Müdürlüğü’nün 2013/…. E. Sayılı dosyası nezdindeki Taşkın Hacze İtiraz. AÇIKLAMALAR :
    1. …… …. MAHKEMESİ’NİN 2010/…. E. , 2012/… K. SAYI VE 20.04.2012 TARİHLİ KARARI KESİNLEŞMİŞ VE ….. 1. İCRA MÜDÜRLÜĞÜ’NÜN 2013/…. E.SAYILI DOSYASIYLA İLAMLI İCRAYA KONU EDİLMİŞTİR.
    Bahsi geçen ilamın konusu, Müvekkilim ….. ile …. ın boşanma davası sonucunda müvekkilim aleyhine 75.000-TL maddi-manevi tazminat ödemesine hükmedilmesidir.
    Müvekkilim bu tutarı ödeyecek miktarda nakit paraya sahip olmadığından borcu ödeyememiştir. Ancak bu bedeli ödeyebilmek için, ….’te bulunan taşınmazlarından birini satmaya çalışmıştır.

    1. Müvekkilim borcu ödemek için taşınmazını satmaya uğraşırken, eski eşi …… bu defa da müvekkilime karşı ….. Mahkemesinin 2012/…. E. no.su ile KATKI PAYI ALACAĞI DAVASI açmıştır ve bu dosya üzerinden müvekkilimin adına kayıtlı bulunan toplam 5 adet taşınmazın hepsine birden İHTİYATİ TEDBİR konulmuştur.
      Müvekkilim, gayrimenkullerinin üzerinde tedbir varken hiçbir daireyi satamamış ve bu süreç yine uzamıştır.
    2. Müvekkilim, ….. İli, ….. İlçesi, ….. Mevkiinde ….Parselde kayıtlı, …Cilt ve …. sayfa no ile kayıtlı … KATTA BULUNAN … NO.LU BAĞIMSIZ BÖLÜMDE kayıtlı dairesine alıcı bulmuştur. Bunun üzerine, …..Mahkemesi Hakimliği’ne 16.01.2014 tarihinde tedbirin kaldırılması talebimizi içeren dilekçemizi sunmuştuk (EK-3) ve bu talebimiz kabul edilerek TEDBİRİN KALDIRILMASINA KARAR VERİLMİŞTİR (EK-4) Mahkemece 24.01.2014 tarihinde …. Tapu Sicil Müdürlüğü’ne yazılan TEDBİRİN KALDIRILMASI hususundaki yazı ile de bahsi geçen taşınmaz üzerindeki TEDBİR KALDIRILMIŞTIR (EK-5)
    3. Anılan dosya nezdinde, TAKİP ALACAKLISI VEKİLİ, HÜKMÜN İCRAEN YERİNE GETİRİLMESİNİ TEMİNEN TEMİNAT MAHİYETİNDE MÜVEKKİLİN MALLARINA HACİZ KONULMASINI TALEP ETMİŞTİR.
      Sayın mahkemenizce tetkik edildiğinde görüleceği üzere, müvekkilin tüm taşınmazları haczedilmiştir.
      ….1. İcra Müdürlüğü’nün 2013/…. E. Sayılı haciz yazıları ile ….-TL bedel ile alacaklı …. lehine, müvekkilimin tüm mal varlığına haciz işlenmiştir. Takyidatlı tapu kayıtları ektedir. (EK-6)
      5. HACZEDİLEN TAŞINMAZLARIN KIYMET TAKDİRİ YAPILMAMIŞTIR.
      Müvekkile ait 5 adet taşınmazın her birinin RAYİÇ BEDELİNİN ….-TL olduğunu gösteren 27.01.2014 tarihli belge işbu dilekçemiz ekindedir(EK-7)
      Ayrıca müvekkile ait taşınmazların yaklaşık değerleri, yüzölçümü olarak aynı niteliklere sahip ve aynı mevkiide bulunan benzer taşınmazların satılık ilanlarından görüleceği üzere 200.000-TL ile 300.000-TL arasındadır. Hürriyet Emlak, Milliyet Emlak ve Sahibinden.com internet sitelerinden alınan güncel satılık emlak ilanlarını işbu dilekçemiz ekinde sunuyoruz (EK-8)
      6. ASIL ALACAĞI, FER’İLERİ VE TAKİP GİDERLERİNİ AŞAN ÖLÇÜDE HACİZ YAPILMIŞTIR. BU DURUM İİK 85/I’E VE YARGITAY İÇTİHATLARINA AYKIRIDIR. Şöyle ki;
      YARGITAY 21. HUKUK DAİRESİ 2000/3575 E. 2000/3801 K. ve 15.05.2000 tarihli kararında “…..HACZİ MÜMKÜN TAŞINMAZLAR AÇISINDAN DEĞER TESPİTİ YAPARAK, ALACAK MİKTARINI KARŞILAYACAK TAŞINMAZLARI BELİRLEMEK VE FAZLA HACİZLERİ KALDIRMAK GEREKİR….” demektedir.
      Ve yine Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre; “İCRA MEMURUNUN, TAKİP KONUSU ALACAK VE TAKİP MASRAFLARINI KARŞILAYACAK MİKTARDAN FAZLA MAL HACİZ ETMEMESİ GEREKİR”, demektedir.

    Ayrıca yine Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre, “HACZEDİLMİŞ OLAN TAŞINMAZIN SATIŞ BEDELİNİN BORCU KARŞILAMAYACAĞI ANLAŞILMADIKÇA BORÇLUNUN DİĞER TAŞINMAZLARINA MÜRACAAT EDİLMEYECE DURUMU SÖZ KONUSUDUR”. denmektedir.
    7. Hiçbir kıymet takdiri yapılmadan, ….. 1. İcra Müdürlüğü’nün 2013/…. E. Sayılı dosyasında, müvekkilimin tüm taşınmaz malları üzerine İİK 85/I’e aykırı olarak konulan taşkın haciz işleminden dolayı işbu şikayet davasının açılması zorunluluğumuz doğmuştur.
    AÇIKLAMAYA ÇALIŞTIĞIMIZ TÜM SEBEPLERDEN DOLAYI, SAYIN MAHKEMENİZCE TAŞKIN HACİZLERİN KALDIRILMASI YÖNÜNDE KARAR VERİLMESİ HALİNDE ÖNCELİKLE yukarıda izah etmeye çalıştığımız durumu dikkate alarak, iş bu dilekçenin ekinde yer alan …..İli, ….İlçesi, ….Mevkiinde ….Parselde kayıtlı, …Cilt ve ….sayfa no ile kayıtlı … KATTA BULUNAN …NO.LU BAĞIMSIZ BÖLÜM ÜZERİNDEKİ HACZİN KALDIRILMASINI talep ederiz.

    HUKUKİ SEBEPLER : İİK. m. 16 vd. ve ilgili maddeleri, Hukuk Muhakemeleri Kanunu ve ilgili sair mevzuat.
    DELİLLER :
    1. …..Mahkemesi’nin 2010/… E. , 2012/…K. sayılı kararı

    1. …. 1. İcra Müdürlüğü’nün 2013/… E. Sayılı takip dosyası
    2. …. Mahkemesi’ne 16.01.2013 tarihinde verdiğimiz Tedbirin kaldırılması talepli dilekçemiz (EK-3)
    3. …. Mahkemesi’nin 2012/…. E. Sayılı dosyası üzerinde TEDBİRİN KALDIRILMASINA ilişkin kararı (EK-4)
    4. Müvekkilin adına kayıtlı … taşınmaz üzerindeki tedbirin kaldırılmış olduğunu gösteren 31.01.2014 tarihli takyidatlı tapu kaydı (EK-5)
    5. Takyidatlı tapu kayıtları (EK-6)
    6. Müvekkile ait 5 adet taşınmazın her birinin RAYİÇ BEDELİNİN ….-TL olduğunu gösteren 27.01.2014 tarihli belge (EK-7)
    7. Bahsi geçen taşınmazlar ile benzer özelliklere sahip taşınmazların değerinin 200.000-TL ile 300.000-TL arasında olduğunu gösteren Hürriyet Emlak, Milliyet Emlak ve Sahibinden.com internet sitelerinden alınan güncel satılık emlak ilanları (EK-8)
    8. Yargıtay kararları
    9. Keşif ve bilirkişi
    10. Karşı tarafın sunacağı delillere karşı delil ikame etme hakkımız saklı kalmak kaydıyla ve gerektiğinde her türlü yasal deliller.

    SONUÇ VE İSTEM : Yukarıda arz ve izah etmeye çalıştığımız ve sayın mahkemenizce de re’sen dikkate alınacak sebepler doğrultusunda;
    1) Davamızın kabulü ile ….İli, …. İlçesi, … Mevkiinde ….Parselde kayıtlı, …. Cilt ve …. sayfa no ile kayıtlı … KATTA BULUNAN …. NO.LU BAĞIMSIZ BÖLÜM ÜZERİNDEKİ TAŞKIN HACZİN KALDIRILMASINA KARAR VERİLMESİNİ,
    2) Yargılama giderleri ve ücreti vekaletin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini saygılarımla arz ve talep ederim. …..2014

    Şikayet Eden
    …..
    Vekili Av………

     

  • Sebepsiz Zenginleşme Nedeniyle Alacak Davası Dilekçesi

    Sebepsiz Zenginleşme Nedeniyle Alacak Davası Dilekçesi

    Hukuk sistemimizde sebepsiz zenginleşme, bir kimsenin malvarlığının, haklı bir sebep olmaksızın bir başkasının malvarlığı aleyhine çoğalması durumunu ifade eder. Türk Borçlar Kanunu’nun 77. ve devamı maddelerinde düzenlenen bu müessese; sözleşme veya haksız fiil gibi bir hukuki dayanağın bulunmadığı durumlarda ortaya çıkan adaletsiz mali kaymaların giderilmesini amaçlar. Sebepsiz zenginleşme nedeniyle alacak davası dilekçesi, malvarlığında azalma meydana gelen tarafın, karşı tarafa geçen ekonomik değerlerin (para, mal veya hizmet) yasal faiziyle birlikte iadesini talep ettiği temel hukuki belgedir.

    Bu davanın açılabilmesi için dört temel şartın bir arada bulunması gerekir: Bir tarafın zenginleşmesi, diğer tarafın fakirleşmesi, zenginleşme ile fakirleşme arasında illiyet bağı (neden-sonuç ilişkisi) ve bu durumun haklı bir sebebe dayanmaması. Dilekçede; ödemenin sehven yapıldığı, geçersiz bir sözleşmeye dayanarak mal teslim edildiği veya borç olmayan bir paranın ödendiği gibi vakıalar somut delillerle (banka dekontları, yazışmalar, bilirkişi raporları) ortaya konulmalıdır. Sebepsiz zenginleşme davası, alacaklının geri isteme hakkını öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl ve herhalde zenginleşmenin gerçekleştiği tarihten başlayarak on yıl geçmekle zamanaşımına uğrar.

    Aşağıda, haksız şekilde karşı tarafa geçen malvarlığı değerlerinin iadesini sağlamak amacıyla hazırlanan, teknik kriterlere uygun sebepsiz zenginleşme davası dilekçesi örneği yer almaktadır.

    Sebepsiz Zenginleşme Nedeniyle Alacak Davası Dilekçesi Örneği

     

    … NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE

    DAVACI               :

    VEKİLLERİ          :

    DAVALILAR                   :

     

    KONU                   :… Yılı Ocak ayında satın alınan … plakalı … model

     .. renkli .. marka aracın davacı adına

     tescil edilmesi, aksi halde satış bedeli olan …-TL’nin

     davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya

     verilmesi talebidir.

    Harca Esas Değer : …-TL (Arabanın alış bedeli)

                                                                       

    AÇIKLAMALAR

    Ekli vekâletname uyarınca davacı vekilleri bulunmaktayız.

    Davacı, 2.. yılı Ocak ayında eski eşi .. ile birlikte .. Galeri adlı iş yerinden .. vasıtası ile …isimli şahısla aralarında yapmış oldukları oto satış sözleşmesi ile .. .. plakalı .. model gümüş ..renkli .. marka aracı …-TL peşin …-TL’lik 2 adet çek vererek toplam …,00-TL bedelle haricen satın almıştır. Aynı anda araba kendisine fiilen teslim edilmiş ve zilyetliğini de devralmıştır.

    Vekil eden, aracın alınmasında aracılık eden (eski)eşi .. tanıdığı .. “aracın ruhsat devrini istediğin zaman alabilirsin bir problem çıkmaz” demesi ve bu kişiye duydukları güven nedeniyle ruhsatı kendi üzerine hemen almamış arabayı kendinin olduğu düşüncesi ile kullanmaya başlamıştır.

    Vekil eden satışa konu … plakalı aracı sahibi/yetkilisi olduğu … Haber isimli işyerinin işleri için de kullanmakta iken ve söz konusu araç işyerinin önünde beklerken …04.2007 tarihinde yakalanarak otoparka çekilmiştir.

    Bu olaylar üzerine yapılan araştırmada …’nun  …r’a olan …10.2005 Tanzim tarihli, ..11.2005 Vade tarihli …,00-TL bedelli senet borcundan dolayı ..a …İcra Müdürlüğü 2007/.. E sayılı dosyasından yapılan icra takibi ile araç kaydına konan haciz nedeniyle yakalandığı öğrenilmiştir.

    Vekil eden davacı söz konusu aracın bedelini ödeyerek satın almış ve aynı anda araç kendisine fiilen teslim edilmiş ve zilyetliğini de devralmıştır. Fakat iyi niyetli kendisinin olduğu düşüncesi ile yaklaşık 2-2,5 yıldır kullandığı aracın .. adına kayıtlı olması nedeniyle ve bu kişilerin satıştan çok sonra muvazaalı bir şekilde icra takibi yaparak (icra takibine konu senedin vade tarihi …11.2005 olmasına rağmen icra takibinin …01.2007 tarihinde başlatılması) aracın otoparka çekilmesi, kötü niyetli ve danışıklı olarak hareket ettiklerinin açık bir göstergesidir

     

    Gelişmeler üzerine vekil eden tarafından şikâyet başvurusu yapılmış olup akabinde davalıların muvazaalı icra takibi ve dolandırmaya yönelik eylemleri nedeni ile de haklarında A..

    a .. Ceza Mahkemesi 2008/.. E. sayılı dosyası ile dava açılmıştır. Bu dosya içeriğinde de görüleceği üzere …İcra Müdürlüğü 2007/.. E sayılı dosyasından alacaklı görünen davalıların ..r’ın .. Cumhuriyet Başsavcılığı 2007/.. Soruşturma Nolu dosyası ile 03.07.2007 tarihinde alınan ifadesinde  “ .. diye birini tanımıyorum. .. da tanımıyorum. Benim kimseden alacağım yoktur.”  derken yine …09.2007 tarihinde alınan ifadesinde “benim .. alacağım vardır. …. eşi  geldi benden para istedi ben de verdim karşılığında senet aldım, senedi icra takibine koydum ….. .. benim çok samimi arkadaşımdır, maddi durumu bozuk olduğu için senet almıştım….”  şeklindeki  çelişkili ve hayatın olağan akışına da aykırı beyanları kötü niyetli ve danışıklı olarak hareket edildiğinin açık bir göstergesidir.DAVALILAR İLE İCRA DOSYASINDA ALACAKLI GÖRÜNEN MEHMET BAYDAR ANLAŞMALI VE DOLANDIRMAK KASTI İLE HAREKET ETMEKTEDİRLER.

     Ancak olaylar karşısında vekil edenin iyi niyetinin ve bedelini ödeyerek yasaya uygun olarak bir araba satın aldığı dikkate alınarak haklarının korunması ve telafisi imkansız zararlarının doğmasını engellemek için, işbu dava ile verilecek kararın kesinleşmesine kadar geçerli olmak üzere; ….İcra Müdürlüğü’nün 2007/… E sayılı dosyasının yargılama neticesine kadar tedbiren durdurulması ile aracın dava sonuna kadar yedieminde kalması yönünde tedbir kararı verilmesini talep ediyoruz.

    Yukarıda açıklanan nedenlerle iş bu uyuşmazlıkta vekil eden iyiniyetli üçüncü kişidir ve bedelini ödeyerek yasaya uygun olarak aracı satın alarak kullanmıştır.  Bu nedenle, öncelikle … plakalı aracın vekil eden adına tescilini, bu mümkün olmadığı taktirde satış bedelinin iadesi hususlarında davalıların sorumluluğu bulunduğundan satış bedelinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesini talep ediyoruz.

     

    KANITLAR

    ……………….

     

    SONUÇ – İSTEM

     

    Yukarıda açıklanan ve re’sen dikkate alınacak nedenlerle, sair yasal haklarımız saklı kalmak kaydı ile;

    • Öncelikle, … İcra Müdürlüğü’nün 2007/… E sayılı dosyasının TEDBİREN DURDURULMASI İLE ARACIN DAVA SONUNA KADAR YEDİEMİNDE KALMASI YÖNÜNDE TEDBİR KARARI VERİLMESİNİ,
    • Satışa konu … plakalı aracın trafikte vekil eden davacı adına tescil edilmesine, bu mümkün olmadığı taktirde davalılara ödenen … ,00 TL’nin ödeme tarihi olan …..2005 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
    • Yargılama giderleri ile ücreti vekaletin davalılar üzerinde bırakılmasına, karar verilmesini dileriz…/../2008

    Davacı Vekili
    Av.

     

  • Usulsüz Tebligatın İadesi ve Öğrenme Tarihinin Tespiti Dilekçesi

    Usulsüz Tebligatın İadesi ve Öğrenme Tarihinin Tespiti Dilekçesi

    Hukuk yargılamasında tebligat, bir davanın taraflarının iddia ve savunma haklarını kullanabilmeleri için yasal bildirimlerin usulüne uygun şekilde iletilmesini sağlayan en kritik işlemdir. 7201 sayılı Tebligat Kanunu ve ilgili yönetmelikte belirlenen sıkı şekil şartlarına uyulmadan yapılan tebliğler “usulsüz tebligat” olarak adlandırılır. Usulsüz tebligatın iadesi istemli dilekçe, muhatabın haberdar olmadığı veya yasaya aykırı şekilde yapılmış tebliğ işlemi nedeniyle kaçırılan yasal sürelerin (cevap süresi, itiraz süresi vb.) iadesini ve tebliğ tarihinin “öğrenme tarihi” olarak düzeltilmesini amaçlayan bir şikayet başvurusudur.

    Tebligatın usulsüz sayılması için; muhatabın adreste bulunmamasına rağmen kapıya ihbarname yapıştırılmaması, komşuya haber verilmemesi, adres kayıt sistemindeki (MERNİS) usullere uyulmaması veya tebligatın ehil olmayan kişilere (küçük çocuk, akli dengesi yerinde olmayan vb.) teslim edilmesi gibi durumlar gerekir. Tebligat Kanunu’nun 32. maddesi uyarınca, tebligat usulüne aykırı yapılmış olsa bile, muhatabı tebliğe muttali olmuşsa (öğrenmişse) tebliğ geçerli sayılır; ancak tebliğ tarihi, muhatabın beyan ettiği öğrenme tarihidir. Bu dilekçe ile mahkemeye başvurulduğunda, usulsüz işlem sonucunda kesinleşen kararların veya icra takiplerinin durdurulması, yargılamanın iadesi gibi hakların korunması hedeflenir. Aşağıda, usulsüz yapılan tebliğ işlemini iptal ettirmek ve hak kaybını önlemek amacıyla hazırlanan profesyonel dilekçe örneği yer almaktadır.

    Usulsüz Tebligatın İadesi İstemli Dilekçe Örneği

     

    … İCRA MÜDÜRLÜĞÜ’NE

     

    DOSYA NO                          :

    ALACAKLI                         :

    VEKİLİ                                 :

    BORÇLU                              :

    TEBLİGATI İADE

    EDEN 3. KİŞİ                      :

     

    VEKİLİ                                 :

    TEBELLÜĞ TARİHİ             : …/…/…

    KONU                                       : Usulsüz tebligatın iadesinden ibarettir.

     

    AÇIKLAMALAR                           

    1-) Yukarıda esas numarasını belirttiğimiz dosyadan borçlu aleyhine çıkartılan icra tebligatı borçla hiçbir ilişkisi bulunmayan  …’ya yapılmıştır.

    2-) Bu nedenle müvekkilimin mağdur olmaması için usulsüz tebligatı iade etmek zorunluluğu doğmuştur.

     

                 SONUÇ VE İSTEM                                   

     Yukarıda açıklanan nedenlerle borçla ve borçluyla hiçbir ilgisi bulunmayan müvekkilime yapılan usulsüz tebligatın yapılmamış sayılmasını saygılarımızla talep ederiz. …/…/…

     

    Üçüncü Kişi Vekili

                                                                                                   Av.

     

  • İstinaf Dilekçesi Örneği ve Kanun Yolu Başvuru Rehberi

    İstinaf Dilekçesi Örneği ve Kanun Yolu Başvuru Rehberi

    Hukuk sistemimizde “istinaf”, ilk derece mahkemeleri tarafından verilen ve henüz kesinleşmemiş olan kararların hem olay (maddi gerçeklik) hem de hukuk yönünden üst bir mahkeme olan Bölge Adliye Mahkemesi (BAM) tarafından yeniden incelenmesini sağlayan ikincil bir yargılama aşamasıdır. Kararın usul veya yasaya aykırı olduğunu düşünen tarafın sunduğu istinaf dilekçesi, yerel mahkemenin eksik inceleme yaptığı, delilleri yanlış değerlendirdiği veya kanun hükümlerini hatalı uyguladığı iddialarını içeren en temel yasal başvuru aracıdır. Bu aşama, davanın bütünüyle yeniden görülmesi değil, denetim ve hata düzeltme mekanizması olarak işlev görür.

    İstinaf yoluna başvururken en kritik husus, yasal sürelerin takibidir. Hukuk mahkemelerinde bu süre kural olarak kararın tebliğinden itibaren iki hafta, ceza mahkemelerinde ise kararın tefhim veya tebliğinden itibaren yedi gün (bazı özel kanunlarda farklılık gösterebilir) olarak belirlenmiştir. Dilekçede istinaf nedenleri somutlaştırılmalı; hangi vakıaların yanlış anlaşıldığı veya hangi hukuk kuralının ihlal edildiği açıkça belirtilmelidir. Sadece “karar usul ve yasaya aykırıdır” şeklindeki genel ifadeler, başvurunun reddine veya yüzeysel bir incelemeye yol açabilir. Ayrıca, istinaf başvuru harç ve giderlerinin süresi içinde yatırılması, başvurunun usulden reddedilmemesi için zorunludur. Aşağıda, yerel mahkeme kararının düzeltilmesi veya kaldırılması talebiyle hazırlanan, profesyonel istinaf dilekçesi örneği yer almaktadır.

    İstinaf Dilekçesi Örneği

     

    İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ ( ) HUKUK DAİRESİ’NE
    Gönderilmek Üzere
    İSTANBUL ANADOLU ……….. İCRA HUKUK MAHKEMESİ

    DOSYA NO : ……….E. ……… K.

    DAVALI : ………….. A.Ş

    VEKİLLERİ :

    DAVACI :

    VEKİLİ :

    KONU : İstinaf dilekçemizdir.

    AÇIKLAMALAR :

    Davacı tarafından, İstanbul Anadolu …… İcra Müdürlüğü’nün …………. E. Sayılı dosyasına vaki itirazın kaldırılması, taşınmazın tahliye ve teslimi talebi ile açılan davanın yargılaması neticesinde, Yerel Mahkemece,

    ”1-Davalı …………………Sanayi Ticaret Limited Sirketi yönünden açılan davanın REDDINE,
    2-Davalı ………………..Anonim Sirketi yönünden davanın KABULÜNE, bu davalının Istanbul Anadolu 24. Icra Dairesi’nin …………… Esas numaralı dosyasına yapmıs oldugu itirazın kaldırılmasına, takibin devamına,
    3- Davalı ………….. Anonim Sirketi yönünden konusuz kalan tahliye talebinin esası hakkında karar verilmesine yer olmadıgına,
    4-Takibe konu asıl alacagın %20’si oranında ……….TL tazminatın davalı ……………. A.S’den alınarak davacıya verilmesine,”

    Karar verilmiştir.

    Anılan karar usul ve yasaya aykırıdır. Şöyle ki;

    Mahkeme kararında; taşınmazın boş olarak davacıya teslim edilmediğinden bahisle müvekkil şirketin kira bedellerinden sorumlu olduğu, ……….. Ltd Şti yönünden ……….. tarihli kira akdinde bu davalının imzasının bulunmadığı, kira bedeli ödemelerinden alt kiracı sıfatıyla sorumlu olmadığı, somut olayda alt kiracının kiralananı asıl kiracıya tanınandan başka bir biçimde kullandığına dair herhangi bir bulgu olmadığı ve davalılar arasında kira ilişkisinin devrinin bulunmadığı gerekçelerine yer verilmiştir.

    Halbuki, taraflar arasında akdedilen Kira Sözleşmesinin ‘Kullanım Amacı ve Mecurun Fiilen Teslimine ilişkin Şartlar’ başlıklı 4. Maddesinde;

    ” Mecurda ………veya………..’in münferiden tayin ve tespit edeceği marka ve logolar altında akaryakıt ve otogaz satış ve servis istasyonu olarak faaliyet gösterilecektir.

    Kiralayan, işbu kira hakkına konu akaryakıt otogaz satış ve servis istasyonunun işleticiliğinin bizzat ………….. tarafından veya münhasıran ………..tarafından …tayin edilecek gerçek veya tüzel kişiler vasıtasıyla yapılacağını kabul ve taahhüt etmiştir. Kiralayan bu hususta herhangi bir takdir hakkı bulunmadığını peşinen kabul etmiştir.

    İşbu sözleşmenin süresinin hitamında yenilenmemesi ve tarafların fesih hususunda mutabık olmaları halinde, mecur üzerinde kurulu akaryakıt ve otogaz satış istasyonunun işletilmesine dair İşletici/Bayi adına tanzim olunan İkinci sınıf İşyerlerine ait İşyeri Açma ve Çalıştırma Ruhsatının Malik’e devri için gerekli koordinasyon sağlanacaktır”

    denilmektedir. Dolayısıyla malik taşınmazda kurulu bulunan akaryakıt istasyonunun başka bir şirket (somut olayda diğer davalı ………. Ltd Şti) tarafından işletileceğini peşinen kabul etmiş, böylesi bir durumda müvekkil şirketin sorumluluğunun yalnızca İşletici/Bayi adına tanzim olunan İkinci sınıf İşyerlerine ait İşyeri Açma ve Çalıştırma Ruhsatının Malik’e devri için gerekli koordinasyon sağlanması olduğunu beyan ve taahhüt etmiştir.

    Bu noktada, müvekkil şirket ile diğer davalı ………..Ltd Şti arasındaki bayilik sözleşmesinin feshi halinde ve en nihayetinde kira sözleşmesinin süresi sonunda taşınmazı tahliye ve teslim etme yükümlülüğü diğer davalı …………… Ltd Şti’dir. Müvekkil şirketin tek yükümlülüğü GSM ruhsatının devri için gerekli koordinasyonun sağlanmasıdır.

    Nitekim, bayilik sözleşmesinin feshi üzerine Ahmet Öztürk Ltd Şti aleyhine İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin ………. E. ………… E. Sayılı dosyası üzerinden el atmanın önlenmesi davası ikame edilmiş, dava müdahil sıfatıyla alacaklı yanca takip edilmiş, işbu davanın yargılaması neticesinde;

    ”Davanın kabulü ile; davalının, davacı şirketin kiralayan sıfatına sahip olduğu …………………….. Parsel sayılı taşınmaza ve üzerinde bulunan akaryakıt istasyonuna vaki müdahalesinin önlenmesine”

    karar verilmiş, anılan karara karşı davalı yanca istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Karar henüz kesinleşmemiştir.

    Müvekkil şirketin ödeme yapma yükümlülüğü kira sözleşmesinin sona erdiği tarih olan ……………. tarihinde sona ermiştir.

    Taşınmazın zilyetliği de müvekkil şirkette değil, diğer davalı ……………………. ‘dedir.

    Belirtmek gerekir ki; …………Ltd Şti’nin bayilik sözleşmesinin feshinden sonra müvekkil şirkete ödediği bir bedel de bulunmamaktadır. ………….. Ltd Şti taşınmazı haksız şagil olarak ve herhangi bir bedel ödemeksizin kullanmaya devam etmiştir. Bu noktada taşınmazı kullanan, bedel ödeme yükümlülüğü olan ve yine taşınmazdan tahliye edilmesi gereken taraf diğer davalı ……………… Ltd Şti’dir.

    Yerel Mahkemenin ”somut olayda alt kiracının kiralananı asıl kiracıya tanınandan başka bir biçimde kullandığına dair herhangi bir bulgu olmadığı” gerekçesi de yerinde değildir. Zira ………………… Ltd Şti taşınmazdaki müvekkile ait amblem ve logoları kaldırarak, başka bir dağıtıcı firma markası altında faaliyet göstermiş ve taşınmazı haksız olarak işgal etmiştir. Salt bu husus dahi taşınmazın …………. Ltd Şti tarafından kararlaştırılan biçimde kullanılmadığının açık göstergesidir.

    Yerel Mahkemece müvekkil şirket aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesi de hatalıdır. İcra inkar tazminatına hükmedilmesi için gerekli şartlar oluşmamıştır. Kararın bu yönüyle de kaldırılması gerekir.

    SONUÇ VE İSTEM : Yukarıda açıklanan gerekçelerle;

     

    Davalı