Hukuk sistemimizde “yersellik” (mülkilik) ilkesi gereği, suç nerede işlenmişse kural olarak orada yargılama yapılır. Ancak, Türkiye Cumhuriyeti’nin çıkarlarını, vatandaşlarını veya uluslararası toplumun ortak değerlerini korumak amacıyla Türk Ceza Kanunu (TCK), yabancıların yurt dışında işlediği suçlar için belirli şartlar dahilinde Türkiye’de yargılama yetkisi tanımıştır. 2026 yılı itibarıyla, suçun küreselleşmesi ve siber suçların artmasıyla birlikte, “evrensellik” ve “şahsilik” ilkeleri çerçevesinde yabancıların Türkiye’deki yargılanma süreçleri uluslararası hukuk normlarıyla entegre şekilde yürütülmektedir.
Genel Şartlar ve Türkiye’nin Yargı Yetkisi (TCK 12)
Bir yabancının, Türkiye dışında bir yabancıya veya Türk vatandaşına karşı işlediği suçtan dolayı Türkiye’de yargılanabilmesi için TCK’nın 12. maddesi belirli bariyerler koymuştur. Bu şartlar, devletin egemenlik hakkını korurken “çifte yargılama” (ne bis in idem) yasağını da gözetir.
Temel Şartlar:
- Hapis Cezası Alt Sınırı: İşlenen suçun Türk kanunlarına göre aşağı sınırı en az 1 yıl hapis cezası olmalıdır.
- Türkiye’de Bulunma: Şüpheli yabancının fiilen Türkiye sınırları içerisinde bulunması gerekir.
- Şikayet: Suç, bir yabancıya veya özel hukuk tüzel kişisine karşı işlenmişse, mağdurun Türkiye’de şikayette bulunması şarttır.
- Hüküm Verilmemiş Olması: Yabancı ülkede bu suçtan dolayı daha önce bir hüküm verilmemiş olması ve kişinin cezasını tamamen çekmemiş olması gerekir.
Türkiye’nin Çıkarlarına Karşı İşlenen Suçlar
Eğer bir yabancı, yurt dışında Türkiye Cumhuriyeti Devletine veya bir Türk vatandaşına karşı suç işlemişse, bu durum “koruma ilkesi” kapsamında değerlendirilir. Devletin güvenliğine, anayasal düzene veya milli savunmaya karşı işlenen suçlarda (Örn: Casusluk, evrakta sahtecilik), yabancı Türkiye’ye geldiği anda şikayet şartı aranmaksızın ve suçun alt sınırına bakılmaksızın yargılanabilir. 2026 yılındaki siber güvenlik yasaları uyarınca, yurt dışından Türkiye’deki kamu kurumlarına yapılan siber saldırılar da bu kapsamda “Türkiye’de işlenmiş” sayılarak yargılamaya konu edilmektedir.
Evrensellik İlkesi ve Ağır Suçlar (TCK 13)
Bazı suçlar o kadar ağırdır ki, nerede ve kim tarafından işlendiğine bakılmaksızın tüm devletlerin bu suçları cezalandırma yetkisi ve ödevi vardır. TCK 13. madde uyarınca, bir yabancı yurt dışında şu suçları işlerse Türkiye’de bulunması halinde Adalet Bakanının talebiyle yargılanabilir:
- Soykırım ve insanlığa karşı suçlar.
- İşkence ve eziyet suçları.
- Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti.
- İnsan ticareti ve göçmen kaçakçılığı.
- Deniz, demiryolu veya havayolu ulaşım araçlarının kaçırılması.
- Parada sahtecilik (Türk parası olması şart değildir).
2026 yılında uluslararası terörle mücadele anlaşmaları gereği, bu tür suçlarda “ya iade et ya yargıla” (aut dedere aut judicare) prensibi katı bir şekilde uygulanmaktadır. Türkiye, yabancıyı suç işlediği ülkeye iade etmiyorsa, kendi mahkemelerinde yargılamakla yükümlüdür.
İade ve Yargılamanın Devri Süreçleri
Yabancının Türkiye’de yargılanması her zaman ilk tercih değildir. Uluslararası adli yardımlaşma kapsamında “Suçluların İadesi” (Extradition) süreci devreye girebilir. 2026 yılındaki güncel uygulamalarda:
- Türkiye, kendi yargı yetkisini kullanmak yerine suçun işlendiği ülkeye iade talebinde bulunabilir veya gelen iade taleplerini değerlendirir.
- Siyasi suçlar, düşünce suçları veya kişinin iade edileceği ülkede işkence görme riski varsa iade talebi reddedilir ve yargılama Türkiye’de devam eder.
- Yabancı Kanunla Mukayese: Türkiye’de yapılacak yargılamada, yabancı ülkede işlenen fiilin o ülke kanunlarına göre de suç teşkil etmesi (çifte kriminalite) aranır. Ancak evrensel suçlarda bu şart aranmaz.
2026 Yılı İnfaz Kuralları ve Mahsup İşlemi
Yabancı ülkede işlenen suç nedeniyle Türkiye’de yargılama yapılıp bir ceza verilirse, kişinin yurt dışında bu suç nedeniyle gözaltında veya tutuklulukta geçirdiği süreler, Türkiye’de verilen cezadan mahsup edilir (indirilir). 2026 yılı infaz düzenlemeleri uyarınca, yabancı dildeki mahkeme kararları ve infaz belgelerinin apostil şerhli tercümeleri mahsup işlemi için zorunludur.
Ayrıca, yabancı ülkede verilen ceza Türkiye’deki cezadan daha ağırsa, Türk mahkemesi cezayı tayin ederken “failin lehine olan” hükümleri uygular. Ancak devletin şahsiyetine karşı işlenen suçlarda yabancı mahkeme kararı Türk mahkemesini bağlamaz ve yargılama sanki hiç yapılmamış gibi sıfırdan başlar.
Sonuç olarak, bir yabancının yurt dışında işlediği fiilin Türkiye’de karşılık bulması, uluslararası hukukun ve milli güvenliğin hassas bir dengesidir. 2026 yılı dijital delil toplama yöntemleri sayesinde, suçun yurt dışında işlenmiş olması artık bir dokunulmazlık sağlamamakta; aksine küresel adalet ağı şüpheliyi Türkiye’de de hakim karşısına çıkarabilmektedir.

Bir yanıt yazın