Blog

  • İstinaf Başvurusunun Reddine İtiraz Dilekçesi Örneği

    İstinaf Başvurusunun Reddine İtiraz Dilekçesi Örneği

    Bölge Adliye Mahkemelerinin, yerel mahkeme kararları üzerindeki denetim yetkisini kullanarak verdiği “istinaf başvurusunun reddi” kararı, davanın esası veya usulü bakımından hak arama yolunun bir üst mercii tarafından kapatılması anlamına gelir. Ancak bu karar her zaman yargılama sürecinin kesinleştiği anlamına gelmez; zira usul yasalarımız, kararın niteliğine göre bu ret kararına karşı itiraz veya temyiz kanun yolunu açık bırakmıştır. İstinaf dairesinin ret gerekçelerinin maddi gerçekle bağdaşmadığı, delillerin eksik değerlendirildiği veya hukukun yanlış uygulandığı durumlarda, üst mahkemeye sunulacak itiraz dilekçesi, hukuki hatanın düzeltilmesi ve yargılamanın yeniden canlandırılması için son derece kritiktir.

    Hukuki dinlenilme hakkı ve adil yargılanma ilkesi çerçevesinde, istinaf başvurusunun neden reddedildiğine dair gerekçelerin titizlikle analiz edilmesi gerekir. Eğer ret kararı, süresinde yapılmadığı iddiası gibi usule ilişkin bir sebebe dayanıyorsa, tebligat usulsüzlükleri veya mücbir sebepler somut delillerle ortaya konulmalıdır. Şayet ret kararı davanın esasına ilişkinse, yerel mahkeme kararındaki hukuka aykırılıkların Bölge Adliye Mahkemesi tarafından neden düzeltilmediği yönünde güçlü bir savunma hattı kurulmalıdır. Aşağıda, hak mahrumiyetlerinin önüne geçilmesi ve istinaf incelemesinin hukuka uygun şekilde tamamlanmasının sağlanması amacıyla hazırlanan, teknik ve kapsamlı bir istinaf başvurusunun reddine karşı itiraz dilekçesi örneği yer almaktadır.

    İstinaf Başvurusunun Reddine Kararına Karşı İtiraz Dilekçesi Örneği

     

    …. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ İLGİLİ CEZA DAİRESİ’NE

    Gönderilmek Üzere

                                                      … CEZA DAİRESİ’NE,

     

    DOSYA NO                                  : …/…

    İTİRAZ İSTEMİNDE

    BULUNAN SANIK                    :

     

    SAVUNMA:

    ADRESİ                                       :

    SUÇ                                               :

    SUÇ TARİHİ                               : …/…/…

    KARAR TARİHİ                        : …/…/…

    KONU                                           : …Ceza Dairesi’nin …/…/… gün …/… E. …/… K. sayılı kararına itiraz istemimizden ibarettir.

    AÇIKLAMALAR                       :

    1-) Dairenizin yukarıda belirtilen esasında kayıtlı bulunan dosyanın incelenmesinde;  süre yönünden zamanında yapılmayan istinaf başvurumuzun reddine dair karar verilmiştir.

    2-) Dairenizin yukarıda numarası yazılı kararının eksik inceleme sonucu alındığı, dolayısıyla usul ve yasaya aykırı olduğu kanaatindeyiz.

    3-) Bu nedenle iş bu itiraz dilekçesini ……. Ceza Dairesi’ne gönderilmek üzere, mahkemenize sunmak zorunluluğu hasıl olmuştur.

    SONUÇ VE İSTEM                                : Yukarıda açıkladığımız nedenlerle, red kararına itirazlarımızın değerlendirilmesi için, itiraz dilekçemizin …. Ceza Dairesi’ne gönderilmek üzere,  kabulüne karar verilmesini bilvekale arz ve talep ederiz. …/…/…

                                                                                                                                                                İtiraz Eden Sanık Müdafii

                                                                                                                                                       İle ilgili.

     

  • Taksirle Yaralama Suçu Savunma Dilekçesi Örneği

    Taksirle Yaralama Suçu Savunma Dilekçesi Örneği

    Ceza hukuku doktrininde taksirle yaralama suçu, failin öngörülebilir bir sonucu dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı hareket ederek öngörmemesi neticesinde meydana gelen müessir fiilleri kapsar. Genellikle trafik kazaları, iş kazaları veya tıbbi uygulama hataları şeklinde tezahür eden bu suç tipinde yargılama süreci, doğrudan failin “kusur” derecesi üzerine inşa edilir. Türk Ceza Kanunu’nun 89. maddesi kapsamında açılan bir davada sunulacak savunma dilekçesi, maddi gerçeğin ortaya çıkarılması ve müvekkilin hukuki durumunun tayini açısından hayati önem taşır. Zira taksirli suçlarda kastın bulunmaması savunmanın temel eksenini oluştururken; mağdurun kendi kusuru, kaçınılmazlık faktörü veya üçüncü kişilerin müdahalesi gibi unsurların hukuki bir dille ifade edilmesi, beraat veya ceza indirimi yolunu açan en kritik hamledir.

    Savunma sürecinde, olayın oluş şekline dair bilirkişi raporlarındaki teknik hataların tespiti ve “kusur dağılımı”na yönelik itirazlar öncelikli olarak ele alınmalıdır. Taksirle yaralama suçunun şikayete tabi bir suç olması hasebiyle, mağdur ile varılan uzlaşma veya şikayetten vazgeçme gibi usuli durumların mahkemeye bildirilmesi davanın düşmesi sonucunu doğurabilir. Öte yandan, ceza tayininde alt sınırdan uzaklaşılmaması, hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) veya adli para cezasına çevrilme gibi lehe olan hükümlerin uygulanması talebi, teknik bir titizlikle dilekçeye yansıtılmalıdır. Aşağıda, yargılama makamlarını ikna etmeye yönelik, delillerin tartışılması ve hukuki nitelendirme bölümlerini içeren profesyonel taksirle yaralama suçu savunma dilekçesi örneği yer almaktadır.

    Taksirle Yaralama Suçu Savunma Dilekçesi Örneği

     

    … ASLİYE CEZA MAHKEMESİNE

    DOSYA : 2020/.. E.

    SANIK :

    VEKİLİ :

    KATILAN :

    VEKİLİ :

    KONU : Beyan dilekçesi

    AÇIKLAMALAR :

    Ekli vekaletname uyarınca sanık vekili bulunmaktayız.

    1-Müvekkil hakkında Taksirle Bir Kişinin Yaralanmasına Neden Olma Suçundan .. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2018/.. E. Sayılı dosyası ile açılan kamu davasında mahkemeniz, müvekkilin 3.360 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar vermiştir. İşbu kararın katılan vekilince istinaf edilmesi üzerine .. Bölge Adliye Mahkemesi .. Ceza Dairesi.././2020 tarihli 2020/.. E. – 2020/… K. Sayılı ilamı ile dosyanın, “Basit Yargılama Usulü yönünden yeniden değerlendirilmesi zorunluluğu” bulunduğu gerekçesiyle .. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2018/.. E. – 2019/.. K. Sayılı kararının BOZULMASINA karar vermiştir.

    2-Dava konusu kaza, müvekkil 16.04.2018 tarihinde aracı ile Liman Mahallesi Akdeniz Bulvarı istikametinde ilerlemekteyken katılan Gülşat YÜCEL’in bisikleti ile müvekkilin önüne aniden çıkması suretiyle gerçekleşmiştir.

    3-Davaya konu olay ile ilgili olarak her ne kadar 04.01.2019 tarihli bilirkişi raporunda ve 28/08/2019 tarihli Adli Tıp raporunda müvekkilin tali kusurlu olduğundan bahsedilmişse de tanzim edilen raporlara bu yönüyle katılmıyoruz. Müvekkil kaza anı ve öncesinde üzerine düşen dikkat ve özen yükümlülüğünü yerine getirmiştir. Dolayısıyla olayda kusuru bulunmamaktadır.

    Bu hususta mahkemenizce verilen 26.12.2019 tarihli kararda “…katılanın banket üzerinden seyirle yaya geçidine gelip kısa mesafeden sol tarafa dönüş manevrası ile yolun karşı tarafına KONTROLSÜZCE geçmeye çalışması neticesi sol gerisinden gelen sanık sürücü idaresindeki otomobilin seyir istikametini kapatarak kazaya neden olması …” şeklinde gerekçe gösterilerek katılanın asli kusurlu olduğu kabul edilmiştir. Dikkat edileceği üzere katılanın sola dönüş hareketinin kontrolsüz ve müvekkil tarafından öngörülemez olduğu hem tanzim edilen raporlarca hem de mahkemenizce kabul edilmiştir. Hal böyleyken, MÜVEKKİLİN ARAÇLA SEYİR HALİNDEYKEN YAYA GEÇİDİNE YAKLAŞMIŞ OLMASI SEBEBİYLE KANUNİ SINIRLAR DÜZEYİNDE YAVAŞLAMIŞ OLDUĞU ve tüm dikkatini yola vermiş olduğu; katılanın ise gerekli dikkat ve özeni göstermeyerek kontrolsüzce yola girdiği göz önünde bulundurulduğu takdirde müvekkile kusur yüklenmesi yanlıştır. Kazanın oluşumunda hiçbir kast ve kusuru olmayan müvekkilin BERAATİNE karar verilmelidir.

    4- Mahkemenizin aksi kanaatte olması halinde; dava konusu kazanın meydana gelmesinde müvekkilin kusuru bulunmamaktadır. Ayrıca kaza dolayısıyla meydana gelen zarara bizzat katılanın kendi kusuru sebebiyet vermiştir. Hal böyleyken müvekkilin, katılanın uğramış olduğu zararları gidermek gibi bir yükümlülüğü yoktur. Dolayısıyla müvekkil hakkında HAGB hükümlerinin uygulanmasında bir sakınca yoktur.

    5- Tüm bu açıklamış olduğumuz nedenler doğrultusunda müvekkil hakkında mahkemenizce verilmiş olan 3.360 TL ADLİ PARA CEZASI kaldırılarak müvekkilin beraatına karar verilmelidir. Mahkemeniz aksi kanaatte ise dosyanız hakkında verilen … Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesi’nin
    ../../2020 tarihli 2020/.. E. – 2020/.. K. Sayılı kararı ve diğer lehe kanun hükümleri doğrultusunda karar verilmesi gerekmektedir.

    SONUÇ VE İSTEM : Yukarıda ayrıntısı ile açıklamış olduğumuz ve re’sen göz önüne alınacak nedenlerle müvekkil hakkında verilen ADLİ PARA CEZASInın kaldırılarak BERAATINA karar verilmesini aksi takdirde .. Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesi’nin../..2020 tarihli 2020/.. E. – 2020/.. K. Sayılı kararı, HAGB ve diğer lehe kanun hükümlerinin uygulanmasını talep ediyoruz. Saygılarımızla.09.02.2021

    Sanık Müfadi
    Av.

     

  • Müsadere Kararının Kaldırılması İstemi Dilekçesi

    Müsadere Kararının Kaldırılması İstemi Dilekçesi

    Ceza yargılamasında bir eşya veya kazancın mülkiyetinin devlete geçirilmesi sonucunu doğuran müsadere kurumu, mülkiyet hakkına doğrudan müdahale eden en ağır güvenlik tedbirlerinden biridir. Türk Ceza Kanunu’nun 54. ve 55. maddelerinde düzenlenen bu tedbirin uygulanabilmesi için eşyanın suçun işlenmesinde kullanılması, suçtan elde edilmesi veya suçun konusunu oluşturması gibi katı yasal şartların varlığı aranır. Ancak yargılama sürecinde suçla illiyet bağı kanıtlanamamış, iyi niyetli üçüncü kişilere ait olan veya müsaderesi hakkaniyete aykırı sonuçlar doğuran taşınır ve taşınmaz mallar üzerinde kurulan bu hükmün kaldırılması yasal bir zorunluluktur. Müsadere kararının kaldırılması istemli dilekçe, bu noktada mülkiyet hakkının iadesini sağlamak amacıyla başvurulan temel hukuki yoldur.

    Müsadere edilen eşyanın suçun işlenmesine tahsis edilmediği, toplumsal tehlike arz etmediği veya delil değerini yitirdiği durumlarda, söz konusu kararın hukuki dayanağı ortadan kalkmaktadır. Özellikle beraat kararı verilen dosyalarda veya suçla doğrudan bağlantısı olmayan eşyalar üzerinde sürdürülen müsadere kararları, bireyin ekonomik özgürlüğünü haksız yere kısıtlamaktadır. Bu tür durumlarda, mahkemece verilen kararın maddi gerçekle bağdaşmadığı, yasal unsurların oluşmadığı ve eşyanın iadesinin gerektiği somut delillerle gerekçelendirilmelidir. Hak kaybına uğramamak ve el konulan malvarlığının iadesini hızlıca gerçekleştirmek adına teknik detaylarla örülmüş bir hukuki savunma şarttır. Aşağıda, mülkiyet hakkınızın korunması ve müsadere şerhlerinin silinmesi taleplerinizde kullanabileceğiniz kapsamlı müsadere kararının kaldırılması istemli dilekçe örneği yer almaktadır.

    Müsadere Kararının Kaldırılması İstemli Dilekçe Örneği

     

    … CEZA MAHKEMESİ’NE

     

     

    DOSYA NO          : …/ … E.

     

    SANIK                  :

     

    MÜDAFİİ             :

     

    ADRESİ                :

     

    SUÇ                       :

     

    KONU                   : Müsadere kararının kaldırılması istemimize ilişkindir.

     

    AÇIKLAMALAR   

     

    1-) Müvekkilimiz hakkında …/ …/ … tarihinde … Cumhuriyet Savcılığı’nın …/… Hazırlık nolu dosyasının kabulü ile mahkemenizde … suçundan kamu davası açılmış ve emanetin …/ … sırasında kayıtlı … marka av tüfeği ile emanetin …/ … sırasında kayıtlı … marka kuru sıkı tabancanın müsaderesine karar verilmiştir.

     

    2-) Olayın gerçekleştiği …/…/… tarihinde … Polis Karakolu’nda görevli polis memurları tarafından düzenlenen ve dosyada yer alan … sayılı tutanakta; dava konusu eylemin … marka av tüfeği ile gerçekleştirildiği yer almaktadır.

     

    3-) İlgili tutanaklardan da anlaşılacağı üzere, suçta kullanılmadığı kabul edilen ve bulundurulması da bizatihi suç teşkil etmeyen … marka kuru sıkı tabancanın müsaderesine karar verilemeyeceği açıktır.

     

    4-) Buna göre; emanetin …/ … sırasında kayıtlı bulunan ve suçta kullanılmadığı sabit olan … marka kuru sıkı tabanca hakkında verilen müsadere kararının kaldırılması için mahkemenize başvurulması zorunluluğu doğmuştur.

     

    HUKUKİ NEDENLER          : 5237 S. K. m. 54; 5271 S. K. m. 256, 257, 258, 259.

     

    SONUÇ VE İSTEM                       

    Yukarıda açıkladığımız sebeplerden dolayı, emanetin …/ … sırasında kayıt altına alınan müvekkilimize ait … marka kuru sıkı tabanca hakkında verilen müsadere kararının kaldırılmasına karar verilmesini müvekkilimiz adına saygıyla talep ederiz. …/ …/ …

     

     

    Sanık Müdafii

        Av.

     

  • Muhabere Dilekçesi Nedir ve Nasıl Yazılır?

    Muhabere Dilekçesi Nedir ve Nasıl Yazılır?

    Hukuki süreçlerde zaman yönetimi ve usul ekonomisi, davanın seyri açısından belirleyici unsurlardır. Farklı bir il veya ilçedeki mahkemede görülmekte olan bir dava dosyasında işlem yapılması gerektiğinde, coğrafi uzaklık engelini aşmak adına “muhabere” usulü devreye girer. Muhabere dilekçesi, en genel tanımıyla, davanın açıldığı mahkemeye ulaştırılmak üzere, ilgilinin bulunduğu yerdeki nöbetçi mahkemeye sunduğu bir aracı dilekçedir. Bu yöntem sayesinde taraflar, bizzat davanın görüldüğü şehre gitmek zorunda kalmadan cevap dilekçesi sunabilir, delil bildirebilir veya temyiz/istinaf başvurularını yasal süresi içerisinde gerçekleştirebilirler. Hukuk Muhakemeleri Kanunu ve kalem yönetmelikleri uyarınca yürütülen bu işlem, hak arama hürriyetinin etkin kullanımını sağlar.

    Bir muhabere dilekçesinin hukuki sonuç doğurabilmesi için gönderilecek mahkemenin bilgilerinin, dosya numarasının ve muhabere numarasının doğru şekilde belirtilmesi esastır. Özellikle süreli işlemlerde, dilekçenin muhabere masrafı ile birlikte sunulması ve evrakın sisteme işlendiği tarihin esas alınması, hak kaybı yaşanmaması adına kritiktir. Yanlış mahkemeye veya eksik bilgilerle gönderilen evraklar, usul hatalarına ve davanın aleyhe sonuçlanmasına yol açabilir. Bu nedenle muhabere yoluyla yapılacak başvuruların titiz bir teknikle hazırlanması ve sürecin takibi profesyonel bir yaklaşım gerektirir. Aşağıda, yargılama sürecindeki aksaklıkları gidermek ve evrak akışını usulüne uygun sağlamak amacıyla hazırlanan, her türlü dosyaya uyarlanabilir muhabere dilekçesi örneği yer almaktadır.

    Muhabere Dilekçesi Örneği

     

    X AİLE MAHKEMESİ’NE

    Gönderilmek Üzere

    Y AİLE MAHKEMESİ’NE

    DAVACI: ( ADRES , TC , AD SOYAD )

    VEKİLİ (VARSA) : ( ADRES , TC , AD SOYAD )

    DAVALI: ( ADRES , TC , AD SOYAD )

    VEKİLİ (VARSA): ( ADRES , TC , AD SOYAD )

    KONU: (Bu kısma dilekçenizin hangi konuda  yazıldığını kısaca belirtmelisiniz.)

     

    AÇIKLAMALAR:

    (Bu kısımda mahkemenin dikkatine sunmak istediğiniz hususları ve taleplerinizi ayrıntılı bir şekilde belirtip var ise delillerinizden de bahsetmeli ve delili Ek ksımına yazmalısınız.)

    HUKUKİ SEBEPLER: (Dilekçenizi hangi hukuki mevzuata dayandırdığınızı burada belirtmelisiniz)

     

    HUKUKİ DELİLLER: (Bu kısımda açıklamalar kısmında ayrıntılı şekilde anlattığınız olayları ispatlayacak delillerinizden, toplanmasını istediğiniz belgelerden ve yargılama sırasında dinlenmesini istediğiniz tanıklarınızın isim ve adreslerini bildirmelisiniz.)

     

    İSTEM VE SONUÇ: (Bu kısımda mahkemeden bulunduğunuz taleplere ilişkin bilgilere yer vermelisiniz)

     

    EK: 

    Davacı İsim Soyisim

    İmza

     

  • Hapis Cezasının Konutta Çektirilmesi İstemli Dilekçe Rehberi

    Hapis Cezasının Konutta Çektirilmesi İstemli Dilekçe Rehberi

    Hukuk sistemimizde infaz rejimi, sadece cezalandırmayı değil, aynı zamanda hükümlünün durumuna göre insani gerekçeleri de gözeten bir yapıya sahiptir. 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 110. maddesi, belirli şartların varlığı halinde hapis cezasının ceza infaz kurumu yerine hükümlünün konutunda çektirilmesine imkan tanımaktadır. Bu düzenleme; özellikle yaşlılık, ağır hastalık veya belirli bir süre altındaki cezaların infazında hükümlünün sosyal ve ailevi bağlarının korunmasını amaçlar. İnfazın konutta gerçekleştirilmesi talebi, kendiliğinden uygulanan bir usul olmayıp, hükümlü veya müdafi tarafından infaz hakimliğine sunulacak gerekçelendirilmiş bir dilekçe ile başlatılan hukuki bir süreçtir.

    Konutta infaz kararı verilebilmesi için kanunda öngörülen ceza süreleri ve yaş sınırları gibi objektif kriterlerin yanı sıra, hükümlünün sağlık durumunu belgeleyen raporlar da büyük önem taşır. Örneğin, yetmiş beş yaşını bitirmiş kişilerin üç yıla kadar, kadın veya altmış beş yaşını bitirmiş kişilerin ise altı aya kadar olan hapis cezaları bu kapsamda değerlendirilebilir. Şikayet ve talep sürecinde, infazın konutta yapılmasının yasal gerekliliği net bir şekilde ortaya konulmalı, hükümlünün bu haktan yararlanmasını engelleyecek istisnai durumların bulunmadığı vurgulanmalıdır. Aşağıda, infaz sürecinin seyrini değiştirebilecek teknik detayları içeren ve mahkeme denetimine uygun şekilde hazırlanan hapis cezasının konutta çektirilmesi istemli dilekçe örneği yer almaktadır.

     

    Hapis Cezasının Konutta Çektirilmesi İstemli Dilekçe Örneği

     

    …. ASLİYE CEZA MAHKEMESİ HAKİMLİĞİ’NE;

     

     

    İSTEM SAHİBİ

    (HÜKÜMLÜ)                            :

     

    MÜDAFİİ                           :

     

    KONU                                 : Mahkemeniz …/…/… tarih ve …/… Karar sayılı                                                                                                                                               kararıyla … … hakkında hükmedilen 5 ay hapis cezasının  konutta çektirilmesine karar verilmesi istemimizi içerir dilekçemizden ibarettir.

     

     

                       A Ç I K LA M A L A R                   

     

    1 – Müvekkil hükümlü … …, mahkemenizin …/…/… tarihli, …/… esas ve …/… karar sayılı kararı ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 151. maddesi hükmü gereğince beş ay hapis cezasına çarptırılmış, kararın kesinleşmesini müteakip yakalanarak cezası infaz edilmek üzere … Kapalı Cezaevi’ne konulmuştur.

     

    2 – Ekli kimlik bilgilerinde de görüleceği gibi müvekkilim halen 68 yaşındadır. Mahkemenizce hükmedilen hapis cezasının süresi ve müvekkilin yaşı dikkate alındığında 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 110/2 maddesinde sayılan koşulların gerçekleşmiş bulunduğu görülecektir. Kronik şeker hastalığından rahatsızlığı bulunan  müvekkilim halen tutulduğu … Kapalı Cezaevi’nin bulunduğu ilçede ikamet etmekte ve ekonomik ve sosyal konumu açısından mahkumiyetinin konutunda infazına herhangi bir engel bulunmamaktadır. Müvekkilin hastalığı ve bakıma ihtiyaç duyduğu gerçeği karşısında cezasının kapalı infaz kurumunda çektirilmeye devam edilmesi telafisi imkansız zararlara yol açabilecektir.

     

    HUKUKİ NEDENLER              : 5275 S. K. m. 110. , 5237 S. K. m. 151.

     

    İSTEM VE SONUÇ                       

    Yukarıda ortaya koyduğumuz nedenlerle, 68 yaşında olup 5 ay hapis cezasına çarptırılan müvekkilim … …’nin …/…/… tarihinde infazına başlanan hapis cezasının kalan kısmının 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 110/2 maddesi hükmü doğrultusunda konutunda çektirilmesine karar verilmesini mahkemenizden saygıyla bilvekale arz ve talep ederiz. …/ …/ …

     

    Hükümlü … …

    Müdafii Av.

     

     

     

    EK: Nüfus Bilgileri

     

  • Usulsüz Tebliğe Dayalı Şikayet Davasına Cevap Dilekçesi Rehberi

    Usulsüz Tebliğe Dayalı Şikayet Davasına Cevap Dilekçesi Rehberi

    İcra takibinin temel taşı olan tebligat işlemleri, borçlunun savunma haklarını kullanabilmesi için anayasal bir güvence teşkil eder. Ancak uygulamada sıkça karşılaşılan “usulsüz tebliğ” iddiasıyla açılan şikayet davaları, alacaklının tahsilat sürecini sekteye uğratabilmekte ve icra işlemlerinin durmasına neden olabilmektedir. Tebligat Kanunu ve ilgili yönetmelik hükümlerine aykırılık iddiasıyla icra mahkemesine taşınan bu uyuşmazlıklarda, alacaklı tarafın sunacağı cevap dilekçesi, takibin selahiyeti açısından hayati bir önem taşır. Şikayetçinin usulsüzlük iddialarına karşı; tebliğ memurunun beyanının doğruluğu, tebligat mazbatasındaki imzaların geçerliliği ve en önemlisi borçlunun takipten haberdar olduğu “öğrenme tarihi” gibi teknik detayların hukuki bir dille ortaya konulması gerekmektedir.

    Hukuki dinlenilme hakkının kötüye kullanılmasını engellemek adına, usulsüz tebliğ şikayetlerinde borçlunun ıttıla (öğrenme) tarihine dair somut verilerin mahkemeye sunulması esastır. Borçlunun icra dosyasında daha önce işlem yapmış olması, ödeme taahhüdünde bulunması veya dosya fotokopisi alması gibi durumlar, tebligat usulsüz olsa dahi şikayetin süresinde yapılmadığını ispatlayan güçlü karinelerdir. Bu noktada, şikayet dilekçesinde belirtilen hususların gerçeği yansıtmadığı, tebliğ işleminin mevzuata uygun şekilde ikmal edildiği ve borçlunun kötü niyetli olarak süreci uzatmayı hedeflediği argümanları, profesyonel bir cevap dilekçesiyle desteklenmelidir. Aşağıda, usulsüz tebliğ şikayetine karşı başvurulabilecek yasal savunma yollarını ve bu süreçte hak kaybı yaşanmaması adına dikkat edilmesi gereken stratejik hususları içeren dilekçe örneği yer almaktadır.

     

    Usulsüz Tebliğe Dayalı Şikayet Davasına Cevap Dilekçesi Örneği

     

    ANTALYA 6. İCRA HUKUK MAHKEMESİ HAKİMLİĞİ’NE

    DAVALI : ……….

    VEKİLLERİ : Av. ……….

    DAVACI :……….

    VEKİLİ : Av………….

    KONU : Cevap dilekçemizin sunulmasıdır.

    AÇIKLAMALAR :

    Ekli vekâletname ve yetki belgesi uyarınca………… Vekilleriyiz. (EK-Vekaletname ve Yetki Belgesi)

    Davacı taraf şikayet dilekçesinde özetle;

    “Davacı taraf aleyhine Antalya Banka Alacakları İcra Dairesi ……. Esas sayılı dosyası ile takibe geçildiğini , ödeme emri tebliğinin 21/1 uyarınca muhatabın adreste bulunmaması sebebiyle komşuya sorulduğunu, sorulan komşunun isminin mazbatada yazılı olmadığından tebligatın usulsüz olduğu gerekçesiyle tebliğ tarihinin ……….. olarak tespitini” talep etmiştir.

    Müteveffa ile müvekkil banka arasında imza ve tanzim olunan Bankacılık Hizmet Sözleşmesi’ne istinaden karşı tarafa ………. numaralı kredi kartı , ……….. tek hesap ve ………numaralı destek kredisi açılıp kullandırılmıştır.

    Müteveffa söz konusu krediyi kullanımından doğan borcunu ödemeyerek, sözleşmelerden kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getirmemesi nedeniyle hesabı kat edilerek, temerrüt ve muacceliyet ihbarnameleri ile ihtarname gönderilmiştir.

    Süresinde borcun ödenmemesi üzerine müteveffa hakkında icra takibine geçilmek istenmişse de ……..tarihinde vefat ettiği öğrenilmiştir.

    Akabinde………. tarihinde tarafımızca Antalya 2. Sulh Hukuk Mahkemesi ………. Esas sayılı dosyası ile mirasçılık belgesi alınmış olup yasal mirasçısı olan davacı ………… aleyhine Antalya ……… İcra Dairesi ………Esas sayılı dosyası ile takibe geçilmiştir.

    Ödeme emri ……… tarihinde tebliğ edilmiş olup karşı taraf …… havale tarihli dilekçesi ile borca itiraz etmiştir.

    Öncelikle işbu dava usul ve esasa aykırı olup reddi gerekmektedir. Şöyle ki;

    USULE İLİŞKİN İTİRAZLARIMIZ:

    Ödeme emri kapalı tebligatı icra dairesi tarafından……… tarihinde hazırlanmış ve ………. tarihinde tebliğ edilmiştir.

    Ödeme emri tebliğ işleminin usulsüzlüğü iddiasının yasal dayanağı İİK’nun 16. maddesi olup, bu yöndeki şikayetin, aynı maddenin 1. fıkrası uyarınca usulsüz tebliğ işleminin öğrenildiği tarihten itibaren 7 günlük süre içinde icra mahkemesine yapılması zorunludur.

    “İİK Madde 16 – (Değişik: 3/7/1940-3890/1 md.)
    Kanunun hallini mahkemeye bıraktığı hususlar müstesna olmak üzere İcra ve İflas dairelerinin yaptığı muameleler hakkında kanuna muhalif olmasından veya hadiseye uygun bulunmamasından dolayı icra mahkemesine şikayet olunabilir. Şikayet bu muamelelerin öğrenildiği tarihten yedi gün içinde yapılır.”

    Usulsüz tebligatın öğrenilmesinden itibaren itiraz süresi 7 gündür. Tebligat………. tarihinde tebliğ edilmiş süresinde itiraz edilmemiş olup işbu dava tarihi de………. ‘ dir.

    “12. HD. 05.11.2012 T. 14953/31384
    ..Genel haciz yoluyla ilamsız icra takibinde borçlu, itirazını, İİK’nun 62/1. maddesi uyarınca ödeme emrinin tebliği tarihinden itibaren yedi gün içinde dilekçe ile veya sözlü olarak icra dairesine bildirmeye mecburdur. İtiraz süresi ödeme emrinin tebliğ tarihinden itibaren yedi gün içinde dilekçe ile veya sözlü olarak icra dairesine bildirmeye mecburdur.”

    “Yargıtay Kararı – 12. HD., E. 2018/243 K. 2018/11605 T. 15.11.2018
    …usulsüz tebligat şikayetinin; Tebligat Kanunu 32. madde gereğince usulsüz tebligatı öğrendikten itibaren 7 gün içerisinde şikayet yoluna başvurması gerekmesi karşısında, borçlu tebligattan 21/8/2015 tarihinde haberdar olduğunu bildirdiği halde, İİK’nin 16/1. maddesinde öngörülen yasal 7 günlük süreden sonra 04.09.2015 tarihinde icra mahkemesine şikayette bulunmuştur.
    O halde, mahkemece şikayetin süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken, işin esasının incelenerek yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.”

    Kaldı ki e-devlet , Uyap Vatandaş Portal kanallarından icra takibinin öğrenilme tarihi görülmektedir. UYAP kütüğü okundu bilgisini kaydediyor ve “öğrenme” ile başlayan süreler işlemeye başlıyor. Mahkemeniz takdirinde olmak üzere araştırılmasını talep ederiz.

    “Konya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi 2020/90 E, 2020/141 K. YD. 12. HD 2020/4270 E. 2020/6852 K.
    İcra takip dosyasının UYAP üzerindeki kaydının incelenmesinde; Taşınmaz haczine dair (17.07.2018 tarihli “Taşınmaz Bilgisi Evrakı” adı altında kayıtlı) evrakın evrak işlem kütüğüne bakıldığında, şikayetçi borçlu Hasan A..I’ün, UYAP üzerindeki resmi kayıtlara göre şikayete konu takip dosyasından 26.02.2019 tarihi itibariyle haber olduğu ancak işbu şikayet için icra mahkemesine 7 günlük süre geçtikten sonra 24.04.2019 tarihinde başvurduğu anlaşıldığından dairemizce şikayetin hak düşürücü süreden reddi gerektiği sonucuna varılmıştır. ”

    ESASA İLİŞKİN İTİRAZLARIMIZ:

    ” Madde 21 – (Değişik : 6/6/1985 – 3220/7 md.) Kendisine tebligat yapılacak kimse veya yukarıdaki maddeler mucibince tebligat yapılabilecek kimselerden hiçbiri gösterilen adreste bulunmaz veya tebellüğden imtina ederse, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza mukabilinde teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırmakla beraber, adreste bulunmama halinde tebliğ olunacak şahsa keyfiyetin haber verilmesini de mümkün oldukça en yakın komşularından birine, varsa yönetici veya kapıcıya da bildirilir. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır. ”

    Ödeme emri, TK. 10, “Tebligat, tebliğ yapılacak şahsa bilinen en son adresinde yapılır.” hükmüne göre tebligat, tarafımızca bilinen ve aynı zamanda mernis adresi olan adrese yapılmıştır.

    Gösterilen adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olup, muhatap o adreste hiç oturmamış veya o adresten sürekli olarak ayrılmış olsa dahi, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza karşılığında teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırır. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır. Maddenin lafzından da anlaşılacağı üzere durumu en yakın komşulardan birine, varsa yönetici veya kapıcıya bildirmek gerekirken muhtara tebliğ olduğundan komşuların isminin mazbatada yer alma zorunluluğu aranmamaktadır.

    Huzurdaki davaya konu tebliğ mazbatasında da görülmektedir ki evrak muhtara tebliğ edilmiş olup muhtarın ismi soy ismi ve mührü mevcuttur. Açıklanan bu nedenlerle tebligat kanunu 21/1 uyarınca tebliğ gerçekleşmiş olup herhangi bir usulsüzlük bulunmamaktadır.

    DELİLLER : Antalya ……….. İcra Dairesi……… Esas sayılı dosyası ve sair her türlü delil

    HUKUKİ NEDENLER : İİK ve sair her türlü hukuki mevzuat

    SONUÇ VE İSTEM : Yukarıda izah edilen tüm nedenlerle;

    Haksız ve dayanaksız davanın öncelikle USULDEN aksi halde ESASTAN REDDİNE,

    Vekâlet ücreti ve yargılama giderlerinin davacı yana yükletilmesine karar verilmesi istemimizi sunarız.

    Saygılarımızla.

    Vekilleri,

     

  • İcra 103 Davetiyesine İtiraz Dilekçesi ve Hukuki Süreç

    İcra 103 Davetiyesine İtiraz Dilekçesi ve Hukuki Süreç

    İcra ve İflas Kanunu’nun 103. maddesi uyarınca düzenlenen icra davetiyesi, cebri icra sürecinin en kritik aşamalarından birini teşkil ederek borçluya mal beyanında bulunma yükümlülüğü getiren resmi bir bildirimdir. Hukuki güvenliğin tesisi adına öngörülen bu mekanizma, alacaklı ve borçlu arasındaki dengeyi korumayı amaçlasa da uygulamada usulsüz tebligatlar, zamanaşımına uğramış alacaklar veya hatalı hesaplanan borç kalemleri nedeniyle ciddi hak kayıplarına yol açabilmektedir. Özellikle borcun esasına, miktarına veya takibin şekline dair hukuka aykırılıklar barındıran bir davetiye karşısında sessiz kalmak, borçlu aleyhine tazyik hapsi gibi ağır yaptırımların kapısını aralayabilir. Bu noktada, anılan davetiyenin içeriğine karşı yasal süresi içerisinde yetkili icra dairesine sunulacak bir itiraz dilekçesi, savunma hakkının ve mülkiyet dokunulmazlığının korunması bakımından hayati bir önem arz eder.

    Hukuki dinlenilme hakkı ve silahların eşitliği ilkesi gereği, bir icra takibinin her aşamasının denetlenebilir ve maddi gerçekle uyumlu olması zorunludur. Eğer tarafınıza tebliğ edilen 103 davetiyesinde icra dosya numarası eksikse, alacak kalemleri belirsizse veya takibe dayanak teşkil eden belgeler usulüne uygun bildirilmemişse, bu durum davetiyeyi hukuken sakat hale getirmektedir. İtiraz sürecinde sürelerin titizlikle takip edilmesi ve itiraz gerekçelerinin somut delillerle, profesyonel bir üslupla ortaya konulması, sürecin selahiyeti açısından kritiktir. Bu makalede, icra hukukunun teknik detayları ışığında 103 davetiyesine karşı başvurulabilecek yasal yolları ve dilekçe yazımında dikkat edilmesi gereken stratejik hususları kapsamlı bir şekilde ele alacağız.

    İcra 103 Davetiyesine İtiraz Dilekçe Örneği

    … İCRA MÜDÜRLÜĞÜ’NE,

    DOSYA NO                      : …/….

    İTİRAZ EDEN

    (BORÇLU)                    :

    TC KİMLİK NUMARASI :

    ADRES                             :

    VEKİLİ                             :

    (Varsa tarafların kanuni temsilcilerinin)

    ADRES                                         :

    (Varsa tarafların kanuni temsilcilerinin)

    KARŞI TARAF

    (ALACAKLI)                               :

    TEBLİĞ TARİHİ                        :

    KONU                                           :  103 davetiyesine itirazlarımızın sunulmasıdır.

    AÇIKLAMALAR                        :

    1-) Yukarıda bilgileri verilmiş olan dosya kapsamında …/…/… tarihinde ….. adresinde gerçekleştirilmiş olan haciz işlemine ilişkin olarak tarafımıza gönderilmiş olan davet kağıdında dosya alacaklısı olarak (K) İsimli şahıs gösterilmiştir. Oysaki dosya alacaklısı (L) İsimli şahıstır.

    2-) Ayrıca, yine davet kağıdında üzerine haciz konulduğundan bahisle bilgileri verilen XXX Plakalı araçlar, (A) adına kayıtlı olup, (B) adına kayıtlı değildir.

    3-) 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun;  103. maddesinde;

    “Tutanak tutulurken alacaklı, borçlu veya namlarına Tebligat Kanunu hükümlerine göre tebellüğe yetkili kimse bulunmazsa, bulunmayan alacaklı veya borçlu üç gün içinde tutanağı tetkik ve diyeceği varsa söylemesi için icra dairesine davet olunur. Kanunen ilavesi gereken müddetler mahfuzdur. Haciz sırasında borçlu veya alacaklı adına Tebligat Kanunu hükümlerine göre tebellüğe yetkili kimse bulunduğu takdirde haciz tutanağının bir örneği bulunan şahsa verilir. Borçluya veya alacaklıya ayrıca haber verilmez.

    düzenlemesi yer almaktadır.

    4-) Belirtilen nedenlerle, gönderilen davet kağıdına itirazlarımızı sunma ve yanlışlıkların düzeltilmesini talep etme zorunluluğu hasıl olmuştur.

    HUKUKİ SEBEPLER    : 2004 S. K. m. 102, 103, 104

    SONUÇ VE İSTEM         : Yukarıda açıkladığımız sebeplerle; itirazlarımızı bildirir, gereğinin yapılmasını müvekkilimiz adına vekaleten talep ederiz. …/ …/ …

    EKLER :

    1-) …/…/… tarihli haciz tutanağı                 

    2- ) Bir adet onaylı vekaletname örneği.(Vekil Varsa)

    Borçlu

    (VarsaVekili)

    Hukuki dinlenilme hakkı ve silahların eşitliği ilkesi gereği, bir icra takibinin her aşamasının denetlenebilir ve maddi gerçekle uyumlu olması zorunludur. Eğer tarafınıza tebliğ edilen 103 davetiyesinde icra dosya numarası eksikse, alacak kalemleri belirsizse veya takibe dayanak teşkil eden belgeler usulüne uygun bildirilmemişse, bu durum davetiyeyi hukuken sakat hale getirmektedir. İtiraz sürecinde sürelerin titizlikle takip edilmesi ve itiraz gerekçelerinin somut delillerle, profesyonel bir üslupla ortaya konulması, sürecin selahiyeti açısından kritiktir. Bu makalede, icra hukukunun teknik detayları ışığında 103 davetiyesine karşı başvurulabilecek yasal yolları ve dilekçe yazımında dikkat edilmesi gereken stratejik hususları kapsamlı bir şekilde ele alacağız.

  • Hello world!

    Welcome to WordPress. This is your first post. Edit or delete it, then start writing!